İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat döneminde Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü yapan gazeteci-yazar Hasan Erçakıca’nın son dönem yazıları dikkat çekici bir siyasi ayrışmaya işaret ediyor. Erçakıca, son dönemde Ünal Üstel’in siyasi becerisine ve UBP’nin çalışma temposuna açıkça dikkat çekerken, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Kıbrıs politikasına da güven duyduğunu ortaya koyuyor. Ancak sıra CTP’ye geldiğinde aynı güvenin yerini sert sorular ve ciddi kuşkular alıyor.
KKTC’nin ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat döneminde Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü yapan gazeteci-yazar Hasan Erçakıca’nın son dönem yazıları dikkat çekici bir siyasi ayrışmaya işaret ediyor.
Geçmişte UBP’nin ve liderlerinin siyasi performansını farklı dönemlerde olumlu değerlendiren Erçakıca, son dönemde Ünal Üstel’in siyasi becerisine ve UBP’nin çalışma temposuna açıkça dikkat çekerken, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Kıbrıs politikasına da güven duyduğunu ortaya koyuyor. Ancak sıra CTP’ye geldiğinde aynı güvenin yerini sert sorular ve ciddi kuşkular alıyor.
Hasan Erçakıca’nın veKıbrıs internet sitesinde kaleme aldığı son yazılar yan yana getirildiğinde en dikkat çekici ayrım, Erhürman ile CTP arasında ortaya çıkıyor.
Erçakıca, 28 Ağustos 2026 tarihli “Ambargoyu Kim Delecek?” başlıklı yazısında Erhürman için açıkça “iyi bir başlangıç yaptı” değerlendirmesinde bulunuyor. Erhürman’ın Kıbrıs sorununda ortaya koyduğu yaklaşımın BM ve Batılı aktörlerin ilgisini çektiğini yazıyor; henüz somut kazanım elde edilmediğini de ayrıca not ediyor.
Haziran ayında kaleme aldığı “Holguin Adada; Metodoloji Masada!” başlıklı yazısında da Erhürman’ın dört maddelik metodoloji önerisini ciddiye alıyor ve bunun gerçek bir müzakere sürecinin başlamasına katkı sağlayabileceğini savunuyor.
Erçakıca’nın Erhürman’a yönelik yaklaşımı bu nedenle net: Kıbrıs sorununda ne istediğini bilen ve bunu tarif edebilen bir siyasi çizgi görüyor.
ÜSTEL’E AÇIK TAKDİR
Erçakıca’nın Başbakan Ünal Üstel’e ilişkin değerlendirmelerinde dikkat çekici olumlu ifadeler bulunuyor.
26 Mart 2025 tarihli yazısında Üstel’i, “soğukkanlılığı ve uzak görüşlülüğü kanıtlanmış olan başbakan” sözleriyle tanımlıyor.
UBP kurultayı sürecinde de Üstel’in Ankara desteğini erkenden arkasına aldığını, ardından köy köy dolaşarak hükümet icraatlarını ve gelecek planlarını anlattığını vurguluyor. Üstel’in siyasi organizasyon kabiliyetini küçümsemek yerine açıkça teslim eden bir yaklaşım ortaya koyuyor.
Teknecik krizi sırasında yaptığı siyasi hamleyi de Üstel’in kurultay öncesinde avantaj sağlayan bir manevrası olarak değerlendiriyor.
Erçakıca’nın bu yazılarında ortaya çıkan tablo, Üstel’in siyasi hareket kabiliyetini ve parti içindeki konumunu güçlendirme becerisini önemseyen bir yaklaşım olduğunu gösteriyor.
UBP’NİN ÇALIŞMA TEMPOSUNA ÖVGÜ
UBP konusunda en çarpıcı değerlendirme ise 12 Eylül 2026 tarihli yazıda geliyor.
Erçakıca başlığını doğrudan şöyle atıyor:
“UBP’liler arı gibi ama CTP meydanda yok!”
Bu ifade yalnızca CTP’ye dönük bir eleştiri değil; aynı zamanda UBP’nin sahadaki çalışma temposuna yönelik açık bir takdir de içeriyor.
Erçakıca, UBP’nin kullandığı bazı yöntemleri eleştirmekle birlikte partinin çalıştığını, örgütünü hareket ettirdiğini ve seçmene ulaşmaya devam ettiğini kabul ediyor.
Bu yaklaşım, Üstel’e yönelik olumlu değerlendirmelerle birlikte okunduğunda daha dikkat çekici hale geliyor.
Bir tarafta, siyasi hamleleri ve liderlik özellikleri olumlu değerlendirilen Ünal Üstel…
Diğer tarafta, “arı gibi” çalıştığı belirtilen UBP…
CTP’YE GELİNCE TON DEĞİŞİYOR
CTP’ye ilişkin değerlendirmelerde ise aynı iyimser ton görülmüyor.
Erçakıca, partinin ciddi siyasi gündemleri yeterince değerlendiremediğini ve seçmenden talep ettiği oy karşılığında ne sunacağını açık biçimde ortaya koyamadığını savunuyor.
Bir ay önce kaleme aldığı “CTP’nin Tarihi ‘Gerçekçilik’ Sınavı!” başlıklı yazısında da aynı soruyu yöneltiyor:
CTP iktidara gelirse ne yapacak?
Erçakıca’ya göre CTP’nin anketlerde önde görünmesi tek başına yeterli değil. Parti, hükümet olduğunda neyi nasıl değiştireceğini açık ve inandırıcı biçimde anlatmak zorunda.
Ortaya çıkan tablo bu nedenle dikkat çekici.
Erhürman’ın Kıbrıs politikasına güven…
Ünal Üstel’in siyasi becerisine övgü…
UBP’nin çalışma temposuna takdir…
CTP’ye ise yönetme kapasitesi ve siyasi hazırlık konusunda soru işaretleri.
Üstelik bu sorgulama, CTP’ye dışarıdan bakan bir isimden gelmiyor.
Erçakıca, Mehmet Ali Talat döneminin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, eski CTP yöneticisi ve Kıbrıs müzakere sürecinin merkezinde bulunmuş bir isim.
Bu nedenle asıl soru daha da dikkat çekici hale geliyor:
Hasan Erçakıca, Erhürman’da siyasi istikamet, Üstel’de siyasi beceri ve UBP’de çalışma azmi görürken, CTP’de neden aynı güveni göremiyor?

