CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, ülkede ağır suçların niteliğinde ciddi artış yaşandığını belirterek, adam öldürmeye teşebbüs dosyalarının 2023’te 8’den 2025’te 14’e, ağır yaralama ve vahim darp dosyalarının ise 63’ten 113’e yükseldiğini açıkladı. İncirli, uyuşturucu, silah bulundurma ve cinsel istismar suçlarındaki artışa da dikkat çekerek, güvenlik politikalarının suç işlenmeden önce riskleri belirleyecek şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Cumhuriyet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında “Toplum Güvenliği Eylem Planı”nı açıkladı.
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, son dönemde toplumda tedirginlik yaratan olayların güvenlik politikalarının yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirterek, güvenlik meselesinin yalnızca adli bir konu olmadığını, aynı zamanda siyasi bir mesele ve yönetim kapasitesi sorunu olduğunu söyledi.
İncirli, “Sorunları görmezden gelerek, hafife alarak çözmek mümkün değildir” diyerek, toplum güvenliğinin bir yönetim meselesi olduğunu vurguladı.
“HÜKÜMETİN MECLİS’E KATILMAMASI SORUNU ORTADAN KALDIRMAZ”
CTP’nin Cumhuriyet Meclisi’ni toplum güvenliğine ilişkin olağanüstü toplantıya çağırdığını hatırlatan İncirli, çağrıya hükümet milletvekillerinin katılmadığını belirtti.
İncirli, Meclis toplantısına katılmamanın ülkedeki sorunları ortadan kaldırmayacağını ifade ederek, “Bir meseleyi konuşmamak, o meseleyi çözmez. Yok saymak, gerçekliği yok etmez” dedi.
Toplumda tedirginlik yaratan suçlarla mücadelede eksiklikler bulunduğunu savunan İncirli, olağan Meclis takviminin beklenmesinin mevcut tabloyu normalleştirmek anlamına geleceğini söyledi.
“GÜVENLİK SORUNU ADLİ DEĞİL, SİYASİDİR”
İncirli, ülkedeki nüfus, göç, muhaceret, çalışma yaşamı, öğrenci izinleri, ikamet, yurttaşlık politikaları ve suçla mücadelenin uzun yıllardır bütünlüklü bir devlet politikasıyla yürütülmediğini ileri sürdü.
Kurumların birbirinden kopuk çalıştığını, geçici düzenlemeler ve denetimsizliğin sorunların büyümesine neden olduğunu belirten İncirli, devletin ülkede kaç kişinin yaşadığını, bu kişilerin hangi statüde bulunduğunu, nerede yaşadığını, ne amaçla geldiğini ve yasal statülerinin devam edip etmediğini sürekli ve güvenilir biçimde ortaya koyamadığını söyledi.
İncirli, “Bu tablo artık yalnızca bir nüfus veya muhaceret sorunu değildir; doğrudan doğruya bir yönetim kapasitesi ve toplum güvenliği sorunudur” dedi.
“SUÇUN AYDINLATILMASINDA DEĞİL, ÖNLENMESİNDE SORUN VAR”
Polis Genel Müdürlüğü verilerine göre suçların aydınlatılma oranının yüzde 99’un üzerinde olmasının önemli ve güven verici bir tablo olduğunu belirten İncirli, asıl sorunun suç işlendikten sonra faillerin yakalanması değil, suçun meydana gelmeden önce önlenmesi olduğunu söyledi.
Değişen suç yapısının organize, mali, bilişim ve uyuşturucu suçlarında daha fazla uzmanlık gerektirdiğini ifade eden İncirli, nüfus ve nüfus hareketliliği karşısında personel, teknoloji, altyapı ve mevzuat kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
İncirli, “Mesele devletin yeni suç biçimlerini önceden görebilecek ve önleyebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıdır” dedi.
“AĞIR SUÇLAR ARTIYOR”
Toplum Güvenliği Eylem Planı’nı açıklarken suç verilerine de değinen İncirli, toplam suç sayısındaki düşüşün güvenlik tablosunun iyileştiği anlamına gelmediğini söyledi.
Mahkemelerde yıllık trafik ve ceza davalarının toplamının 54 bine ulaştığını belirten İncirli, yaklaşık 53 bin ceza nitelikli dava dosyalandığını ve bunların büyük çoğunluğunu trafik suçlarının oluşturduğunu ifade etti.
Trafik davalarının 2022’de 39 bin 600 iken 2025’te 47 bine yükseldiğini belirten İncirli, trafik sorununun yalnızca denetim açısından değil, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini söyledi.
Adi adli suçların 2022’de 9 bin 162, 2023’te 6 bin, 2024’te 6 bin 500 ve 2025’te 5 bin 700 olarak kayda geçtiğini belirten İncirli, bu rakamlardan hareketle “suç azalıyor” sonucuna varmanın doğru olmadığını savundu.
İncirli, “Sayı azalırken suçun ağırlığı artıyor, niteliği değişiyor. Vahim suçlar artıyor. Halkı esas tedirgin eden bunlardır” dedi.
“ADAM ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS 8’DEN 14’E ÇIKTI”
Ağır suçlara ilişkin rakamları paylaşan İncirli, 2023 yılında 8 olan adam öldürmeye teşebbüs dosyasının 2025’te 14’e yükseldiğini açıkladı.
Ağır yaralama ve vahim darp dosyalarının 63’ten 113’e, ateşli silah ve patlayıcı madde taşıma suçlarının ise 40’tan 87’ye çıktığını belirten İncirli, cinsel istismara yönelik suçların da 59’dan 65’e yükseldiğini söyledi.
Bu rakamların yalnızca dosyalanan vakaları gösterdiğine dikkat çeken İncirli, gerçek tablonun daha geniş olabileceğini ifade etti.
“EN ÇARPICI ARTIŞ UYUŞTURUCUDA”
Uyuşturucu ile bağlantılı suçlarda da ciddi artış yaşandığını belirten İncirli, bu suçlara ilişkin dosyaların 2023’te 364, 2024’te 487 ve 2025’te 500 olduğunu açıkladı.
Müstahdem tarafından sirkat suçlarının 2023’te 111’den 2025’te 163’e, resmi evrakta sahteleme ve sahtekârlık suçlarının ise 154’ten 210’a yükseldiğini belirten İncirli, ekonomik daralmaya bağlı suçların da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İncirli, ağır ceza mahkemelerinin önünde 1.390 dava bulunduğunu, 16 yaş grubundaki çocuklar için 2025 yılında 86 dava açıldığını da belirtti.
“CEZAEVİNDEKİLERİN ÜÇTE BİRİ KKTC YURTTAŞI”
Cezaevindeki kişi sayısına ilişkin de bilgi veren İncirli, Merkezi Cezaevi’nde 863 kişinin bulunduğunu söyledi.
Bu kişilerin 221’inin KKTC vatandaşı, 110’unun çifte vatandaş olduğunu belirten İncirli, toplam 331 kişinin KKTC yurttaşı olduğunu kaydetti. Cezaevindeki 290 kişinin Türkiye Cumhuriyeti, 242 kişinin ise diğer ülke vatandaşı olduğunu ifade etti.
İncirli, tablonun yabancı düşmanlığı üretmek amacıyla değil, kayıt dışı yaşam ve muhaceret sistemindeki eksikliklerin ortaya konulması açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Cezaevindeki kişi sayısının da mevcut kapasitenin üzerinde olduğunu belirtti.
“GÜVENLİK SORUNUNUN KAYNAĞI İNSAN DEĞİL, KURALSIZLIKTIR”
İncirli, ülkede yaşayan yabancıları güvenlik sorununun kaynağı olarak gösteren bir yaklaşımı doğru bulmadıklarını belirtti.
“Güvenlik sorununun kaynağı insan değil, kuralsızlıktır; yabancı değil, denetimsizliktir; hareketlilik değil, bu hareketliliği yönetemeyen sistemdir” diyen İncirli, devletin hem yasal biçimde çalışan ve yaşayan insanların haklarını güvence altına alması hem de sahte statüleri, insan ticaretini ve organize suç ağlarını engellemesi gerektiğini söyledi.
“BİR KEZ SAYACAĞIZ, SONRA HEP BİLECEĞİZ”
CTP’nin Toplum Güvenliği Eylem Planı’nın ilk maddesini nüfus sayımı oluşturdu.
İncirli, “Bir ülkeyi yönetmeye talipseniz, önce o ülkede kaç kişinin yaşadığını bilmek zorundasınız” diyerek, nüfus bilinmeden eğitim, sağlık, konut, ulaşım, altyapı ve iş gücü politikalarının sağlıklı biçimde planlanamayacağını söyledi.
KKTC’de son nüfus sayımının 2011 yılında yapıldığını hatırlatan İncirli, aradan geçen 15 yılda nüfus yapısında önemli değişiklikler yaşandığını belirtti. İstatistik Kurumu’nun 2024 yılı için açıkladığı yaklaşık 489 bin kişilik rakamın bir projeksiyon olduğunu ifade eden İncirli, nüfus tartışmasının artık sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.
CTP’nin iktidara gelmesi halinde kapsamlı bir nüfus sayımı gerçekleştireceğini belirten İncirli, mevcut adres altyapısının yeniden ele alınacağını, Mekânsal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) ile belediyelerin ve diğer kurumların adres verilerinin İstatistik Kurumu koordinasyonunda bir araya getirileceğini söyledi.
Eksik ve güncel olmayan adreslerin tamamlanacağını belirten İncirli, doğru adres altyapısı oluşturulmadan sağlıklı bir nüfus sayımının yapılamayacağını ifade etti.
İncirli, Nüfus Dairesi, Muhaceret Dairesi, Çalışma Dairesi, Sosyal Sigortalar Dairesi, İhtiyat Sandığı, polis, üniversiteler, YÖDAK, Eğitim Bakanlığı ve belediyelerin kayıtlarının ortak bir veri mimarisi içinde bir araya getirileceğini söyledi.
“Nihai hedefimiz her on veya on beş yılda bir ülkeyi yeniden saymak değil. Gerekirse son kez kapsamlı bir sayım yapıp, bundan sonra nüfusu sürekli takip edebilen çağdaş bir devlet yapısı kurmaktır” diyen İncirli, nüfus hareketlerinin dijital sistem üzerinden sürekli güncel tutulacağını kaydetti.
“MUHACERETTE GÜVENLİK FİLTRESİ KURACAĞIZ”
Eylem planının ikinci başlığını “Muhaceret Güvenlik Filtresi” olarak açıklayan İncirli, güvenliğin ülkeye giriş noktasında değil, seyahat öncesinde başlaması gerektiğini söyledi.
Önceden belirlenecek ülkelerden gelecek kişilerin seyahat öncesinde elektronik ön bildirim veya onay sistemine gireceğini belirten İncirli; kimlik bilgileri, geliş amacı, öngörülen kalış süresi ve yeri, ekonomik durum ve hukuki statünün ülkeye gelişten önce kayıt altına alınacağını söyledi.
İncirli, düzenlemenin ülkeye gelişi zorlaştırmak için değil, kuralsız gelişi önlemek için yapılacağını belirterek, “Zorlaşacak olan kayıt dışılıktan beslenen düzendir” dedi.
“KAÇAK YAŞAM BÜYÜK ÖLÇÜDE ENGELLENECEK”
Üçüncü başlığın kayıt dışılıkla mücadele, takip ve denetim olduğunu belirten İncirli, “Kimin geldiğini bilmek yetmez; kimin hangi statüyle kaldığını da bilmek gerekir” dedi.
Ülkeye giriş öncesi filtreleme, giriş sonrası statü doğrulama, ikamet ve adres kaydı, çalışma veya eğitim amacının teyit edilmesi, biyometrik kimliklendirme ve izin süresi sona erdiğinde statünün sistem üzerinden sonlandırılması gibi mekanizmaların kurulacağını belirtti.
İncirli, kişilerin hukuki statülerinin günlük yaşamda görünür ve izlenebilir olacağı bir dijital altyapı oluşturulacağını, ancak sistemin insanları fişlemek için değil, statüleri takip etmek amacıyla kullanılacağını vurguladı.
“YURTTAŞLIK SİYASİ RANT OLMAKTAN ÇIKARILACAK”
Eylem planının dördüncü maddesinin yurttaşlık olduğunu belirten İncirli, vatandaşlık uygulamalarının açık ve öngörülebilir kriterlere bağlanması gerektiğini söyledi.
Bakanlar Kurulu’nun istisnai yurttaşlık yetkisinin sınırlandırılacağını belirten İncirli, “Yurttaşlığı siyasi rant olmaktan çıkaracağız” dedi.
Yasal ve izinli yaşayan kişilerin haklarının kademeli olarak genişletileceğini belirten İncirli, mevcut yurttaşların haklarının tartışma konusu olmadığını söyledi. Ayrıca yerel yönetimler ve ilgili bakanlıklarla iş birliği içinde sosyal ve kültürel uyum programları oluşturulacağını kaydetti.
“KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜÇLENDİRİLECEK”
Beşinci başlığın kadına karşı şiddetin önlenmesi olduğunu açıklayan İncirli, şiddet kültürünün yaygınlaştığını belirterek etkin koruma mekanizmalarının kurulacağını söyledi.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin etkin ve işlevsel hale getirileceğini, Polis Genel Müdürlüğü bünyesindeki Kadına Karşı Şiddete Müdahale Şubelerinin personel, eğitim ve imkân açısından güçlendirileceğini belirten İncirli; polis, sağlık, sosyal hizmetler ve yargı arasındaki koordinasyonun geliştirileceğini kaydetti.
Barınma ve destek hizmetlerinin kapasitesinin artırılacağını belirten İncirli, yasal statüsü bulunmayan kadınların da şiddet gördüklerinde devlete başvurmaktan çekinmemesi gerektiğini söyledi. Kadına yönelik şiddet politikalarının kadın örgütleriyle birlikte oluşturulacağını ifade etti.
“CEZA İNFAZ SİSTEMİ YENİDEN DÜZENLENECEK”
Altıncı başlığın ceza infaz sistemi olduğunu belirten İncirli, bütünlüklü bir Ceza İnfaz Yasası hazırlanacağını söyledi.
Mahkemelerin verdiği cezaların fiili süresini etkileyen kararların idari makamların takdirine bırakılmayacağını belirten İncirli, ceza indirimi ile şartlı tahliyenin birbirinden ayrılacağını ve şartlı tahliyede nesnel ölçütlerin esas alınacağını kaydetti.
İnfaz sisteminin yalnızca cezalandırmaya değil, rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırmaya odaklanacağını ifade eden İncirli, eğitim, tedavi, istihdam ve sosyal hizmetlerin güçlendirileceğini belirtti. Yeni Merkezi Cezaevi bünyesindeki açık cezaevi sisteminin de gerekli hukuki altyapının oluşturulmasıyla hayata geçirileceğini söyledi.
“TRAFİKTE CAN KAYBI VE AĞIR YARALANMAYI SIFIRLAMAYI HEDEFLİYORUZ”
Yedinci başlığın trafik güvenliği olduğunu belirten İncirli, beş yıllık Trafik Güvenliği Strateji ve Eylem Planı hazırlanacağını açıkladı.
Planın Avrupa Birliği müktesebatıyla uyumlu biçimde ve tüm paydaşların katılımıyla hayata geçirileceğini belirten İncirli, “Nihai hedefimiz trafikte can kaybı ve ağır yaralanmanın sıfırlanmasıdır” dedi.
“İNSAN TİCARETİ VE KAÇAKÇILIĞIYLA BÜTÜNLÜKLÜ MÜCADELE”
Eylem planının sekizinci başlığını insan ticareti ve insan kaçakçılığıyla mücadele oluşturdu.
İncirli, suçun önlenmesi, suç ağlarının ortaya çıkarılması, faillerin soruşturulması ve mağdurların korunmasının birlikte ele alınacağını belirterek, İnsan Ticaretiyle Mücadele ve Mağdurların Korunması Yasası’nın gündeme alınacağını söyledi.
Bu kapsamda merkezi hükümet, Polis Genel Müdürlüğü, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları arasında sürekli çalışan bir “İç Güvenlik ve Suç Önleme Koordinasyon Mekanizması” kurulacağını açıklayan İncirli, kurumların verilerinin hukuka uygun biçimde birlikte değerlendirilerek suç yoğunluklarının ve yeni tehditlerin erken aşamada tespit edileceğini kaydetti.
İncirli, kurulacak mekanizmanın polisin operasyonel bağımsızlığına müdahale etmeyeceğini, amacın polisin işini kolaylaştırmak, ihtiyaçlarını karşılamak ve kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliğini gidermek olduğunu belirtti.
“DAHA İYİ YÖNETİLEN BİR ÜLKE İSTİYORUZ”
Basın toplantısının sonunda CTP’nin güvenlik yaklaşımının daha kapalı bir ülke oluşturmak anlamına gelmediğini vurgulayan İncirli, hedeflerinin daha iyi yönetilen bir ülke olduğunu söyledi.
İncirli, “Daha fazla keyfilik değil, daha açık kurallar; daha fazla bürokrasi değil, çalışan bir dijital devlet; suç işlendikten sonra harekete geçen değil, riski önceden gören bir güvenlik anlayışı kuracağız” dedi.
Toplum güvenliğinin bir yönetim meselesi olduğunu vurgulayan İncirli, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu işi yapacak bir irade var, bir plan var, bir kadro var. Biz hazırız. Toplum güvenliği bir yönetim meselesidir. Bu ülke iyi yönetilmeyi hak ediyor. Şimdi yaşadığımız tabloyu değil, biz bu tabloyu değiştireceğiz. Bunun için varız, hazırız, kararlıyız.”

