Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda güncel konuşmalar bölümünde söz alan CTP Girne Milletvekili Fikri Toros, “Jeopolitik rekabet odağında Kıbrıs” konulu konuşmasında Doğu Akdeniz’de yaşanan küresel güç mücadelesi, Kıbrıs sorunu ve bölgesel güvenlik dengelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toros, Kıbrıs Türk toplumunun içine kapanık ve statükoya teslim bir anlayışla hareket etmeyi sürdüremeyeceğini vurguladı.
“Kıbrıs’ımız tarihsel bir kırılma noktasındadır”
Dünyanın çok kutuplu ve sert rekabetin hakim olduğu yeni bir döneme girdiğini belirten Toros, Ukrayna ve Orta Doğu’daki gerilimlerin, enerji arz güvenliği, ticaret koridorları, düzensiz göç hareketleri ve büyük güçler arasındaki nüfuz mücadelesinin uluslararası sistemi derinden sarstığını söyledi.
Doğu Akdeniz’in bu gelişmelerden doğrudan etkilendiğini kaydeden Toros, Kıbrıs’ın Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın kesişim noktasında yer alması nedeniyle enerji yolları, güvenlik dengeleri ve stratejik rekabet açısından kritik bir konumda bulunduğunu ifade etti.
“Kıbrıs sorunu artık iki toplum arasındaki siyasi meselenin ötesine geçmiştir”
1963’ten bu yana çözümsüz kalan Kıbrıs sorununun artık yalnızca iki toplum arasındaki siyasi bir mesele olmadığını belirten Toros, konunun çok boyutlu bir hal aldığını söyledi.
Avrupa Birliği’nin enerji güvenliği arayışları, NATO’nun güvenlik stratejileri, ABD’nin bölgedeki varlığı, Fransa’nın Güney Kıbrıs’taki askeri düzenlemeleri, İsrail’in politikaları, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tutumu ve Orta Doğu’daki kırılgan güvenlik ortamının bölgeyi küresel rekabetin merkezlerinden biri haline getirdiğini dile getirdi.
“Avrupa’nın yeni savunma mimarisi Türkiye olmadan amacına ulaşamaz”
Avrupa Birliği’nin son dönemde savunma kapasitesini artırmaya yönelik adımlar attığını söyleyen Toros, SAFE (Security Action for Europe) gibi mekanizmaların devreye girdiğini ifade etti.
Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük askeri gücü olduğunu hatırlatan Toros, Avrupa’nın oluşturmakta olduğu yeni güvenlik ve savunma mimarisinde Türkiye’nin yapıcı ve kurumsal biçimde yer almasının hem Türkiye hem de Avrupa açısından stratejik önem taşıdığını belirtti.
“Jeopolitik dönüşüm çağlarında edilgen kalan toplumlar başkalarının stratejilerine mahkum olurlar”
Kıbrıs Türk toplumunun mevcut gelişmeler karşısında pasif kalmaması gerektiğini vurgulayan Toros, “Hala içe kapanık, statükoya teslim olmuş ve dünyadan kopuk bir anlayışla hareket etmemiz ne sürdürülebilirdir ne de kabul edilebilir” dedi.
Önlerinde iki seçenek bulunduğunu ifade eden Toros, ya gelişmeleri uzaktan izleyen kırılgan bir yapı olarak kalacaklarını ya da Kıbrıs Türk halkını uluslararası sistemle buluşturacak vizyoner ve katılımcı bir strateji geliştireceklerini söyledi. CTP olarak ikinci seçeneği savunduklarını belirtti.
“Yeni bir diplomatik akla ve stratejik vizyona ihtiyacımız vardır”
Kıbrıs meselesinin artık geçmişin ezberleriyle yönetilemeyeceğini söyleyen Toros, yeni bir diplomatik anlayışa, stratejik vizyona, katılımcılığa ve siyasi hamlelere ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.
Uluslararası meşruiyeti önceleyen, sonuç odaklı, takvimli ve eş zamanlı siyasi iradenin gerekli olduğunu belirten Toros, Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik mimarisi şekillendiğini ve bu süreçte Kıbrıs sorununun çözümsüz kalmasının Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’nin çeşitli bölgesel denklemlerin dışında bırakılmasına yol açtığını ifade etti.
“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri yeni bir inisiyatif almıştır”
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin kapsamlı çözümün gerekliliğini görerek yeni bir inisiyatif başlattığını söyleyen Toros, tüm tarafların kapsamlı çözüm hedefi doğrultusunda eş zamanlı siyasi irade ortaya koyması halinde Kıbrıs’ın gerilim yaratan bir fay hattı olmaktan çıkabileceğini belirtti.
Bunun gerçekleşmesi halinde adanın enerji, güvenlik, ticaret ve lojistik alanlarında uluslararası sistemin güvenilir ortaklarından biri haline gelebileceğini dile getirdi.
“Kıbrıs Türk halkının geleceği uluslararası hukuktan kopuk bir zemine terk edilemez”
Toros, Kıbrıs Türk halkının geleceğinin uluslararası hukuk içerisinde şekillendirilmesi gerektiğini belirterek Avrupa Birliği ile ilişkilerin güçlendirilmesi, uluslararası finansal şeffaflık standartlarının yükseltilmesi ve demokratik kurumların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gençlerin dünya ile rekabet edebileceği bir ekosistem oluşturulmasının önemine işaret eden Toros, bunun başarılmaması halinde beyin göçünün durdurulamayacağını, ekonomik kırılganlıkların aşılamayacağını ve uluslararası güvenin tesis edilemeyeceğini ifade etti.
“Kıbrıs Türk halkı hayali vaatlerle değil vizyonla yönetilmeyi hak ediyor”
CTP’nin vizyonunun sorunlara meşru çözümler üreterek geleceği yeniden şekillendirmek olduğunu belirten Toros, geçmişin travmalarına takılı kalmak yerine geleceğin fırsatlarını değerlendirmek gerektiğini söyledi.
Doğu Akdeniz’de enerji rekabetinin büyüdüğünü, askeri hareketliliğin arttığını ve Kıbrıs’ın bu yeni jeopolitik denklem içerisinde bir bütün olarak yer alması gerektiğini kaydeden Toros, akılcı diplomasiye, çok boyutlu dış ilişkilere ve çözüm perspektifini canlı tutan bir yönetime her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Konuşmasının sonunda jeopolitik kırılma dönemlerinin aynı zamanda büyük fırsatlar sunduğunu belirten Toros, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum toplumlarının ortak geleceklerini yeniden tanımlayabilecek tarihi bir dönemeçte bulunduğunu ifade etti. CTP’nin bu vizyonu hayata geçirecek kapasiteye ve siyasi iradeye sahip olduğunu söyledi.




