Donör skandalında kritik soru: Kanunsuz işlem yaptığı iddia edilenler şimdi kanuna mı sığınıyor?

0
2

BBC’nin Kuzey Kıbrıs’taki tüp bebek uygulamalarına ilişkin araştırmasının ardından gündeme gelen donör iddialarında dosya genişliyor. KKTC’de donör seçiminin yasak olduğu hatırlatılırken, aileler tedavi gördükleri merkezlerde kendilerine donör profilleri sunularak seçim yaptırıldığını iddia ediyor. Kıbrıs Postası’nın edindiği bilgilere göre, incelemenin mali boyutunda ilgili doktorlar ve merkezlerin banka hesapları, finansal akışları, son beş yılda ödedikleri vergiler ve varlık artışlarının da mercek altına alınması gündemde.

BBC’nin Kuzey Kıbrıs’taki tüp bebek uygulamalarına ilişkin yayımladığı araştırmada, çoğunluğu İngiliz olmak üzere en az 30 çocuğun, ailelerinin tedavi öncesinde seçtiğini söylediği sperm veya yumurta donörleri yerine farklı donörlerin kullanılması sonucu dünyaya gelmiş olabileceği iddia edildi.

Ortaya atılan iddialar, tartışmayı yalnızca “seçilen donör kullanıldı mı?” sorusunun ötesine taşıdı.

KKTC’de donör seçiminin yasak olduğunun hatırlatılması üzerine şimdi çok daha temel bir çelişki tartışılıyor: Donör seçmek yasaksa ailelere donör profillerini kim sundu ve seçimi kim yaptırdı?

KANUNSUZ İŞLEM YAPTIĞI İDDİA EDİLENLER ŞİMDİ KANUNA MI SIĞINIYOR?

İddiaların ardından tüp bebek merkezleri cephesinden KKTC mevzuatına göre ailelerin donör seçmesinin yasak olduğu yönündeki hatırlatmalar öne çıkıyor.

Ancak BBC’ye konuşan ailelerin iddiaları tam da bu noktada önemli bir çelişkiyi gündeme getiriyor.

Aileler, tedavi gördükleri dönemde kendilerine sperm veya yumurta donörlerine ilişkin profiller sunulduğunu; donörleri fiziksel özellikleri, sağlık geçmişleri, eğitimleri, kişilikleri ve ilgi alanları gibi kriterler üzerinden seçtiklerini iddia ediyor.

Dolayısıyla “Donör seçmek zaten yasaktır” yaklaşımı, ailelerin iddialarının doğru olması halinde tartışmayı sona erdirmek yerine yeni ve çok daha ciddi bir sorunun kapısını açıyor:

Madem donör seçmek kanunen yasaktı, ailelere bu donörleri kim ve nasıl seçtirdi?

Ailelerin anlatımlarının kayıtlar ve belgelerle doğrulanması halinde dosyada birbirinden ayrı iki önemli iddia bulunacak.

Birincisi, kanunun izin vermediği halde ailelere donör seçtirildiği; ikincisi ise ailelerin seçtiğini söylediği donörlerin dahi tedavilerde kullanılmamış olabileceği iddiası.

Bu nedenle bugün donör seçiminin yasak olduğunun hatırlatılması, iddialara tek başına yanıt oluşturmuyor. Aksine, geçmişte ailelere donör seçimi yaptırılıp yaptırılmadığının somut kayıtlarla ortaya çıkarılması gerekliliğini daha da önemli hale getiriyor.

YASA, BAKANLIĞIN KANUNSUZ YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN İŞLEMLERE ERİŞİMİNİ DE Mİ ENGELLİYOR?

Dosyanın en kritik başlıklarından biri de Sağlık Bakanlığı’nın denetim yetkisi.

Bir taraftan donör seçiminin yasak olduğu belirtilirken, diğer taraftan geçmişte kanuna aykırı gerçekleştirildiği iddia edilen işlemlerin kayıtlarına ulaşılıp ulaşılamayacağı sorusu gündeme geliyor.

Oysa yürürlükteki Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Tüzüğü’nde denetim mekanizmasına merkezlerin faaliyet ve işlemleri ile bilgi, belge, kayıt ve raporlarını incelemeye yönelik yetkiler tanımlanıyor.

Bu noktada tartışmanın merkezindeki soru daha da belirginleşiyor:

Bir işlemin kanunen yasak olması, o işlemin geçmişte yapılıp yapılmadığının Sağlık Bakanlığı tarafından araştırılmasına da engel mi?

Aksine, kanuna aykırı bir işlemin gerçekleştirildiği yönünde ciddi iddialar bulunması halinde, söz konusu işlemin yapılıp yapılmadığının ortaya çıkarılmasının denetimin temel amaçlarından biri olması bekleniyor.

Dolayısıyla “donör seçimi yasaktır” gerekçesi, ailelerin “Bize donör seçtirildi” iddiasının araştırılmasını ortadan kaldırmıyor.

Tam tersine, yasak olan bir işlemin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin ortaya çıkarılması gerekliliğini doğuruyor.

Bu nedenle Sağlık Bakanlığı’nın klinik kayıtlarını, hasta dosyalarını, donör bilgilerini, laboratuvar kayıtlarını, sperm ve yumurta temin belgelerini ve ilgili diğer kayıtları hangi kapsamda inceleyeceği önem taşıyor.

YASAKSA, AİLELERE DONÖR PROFİLLERİNİ KİM SUNDU?

BBC’nin araştırmasına göre ailelere tedavi öncesinde donörlerin tıbbi geçmişleri, fiziksel özellikleri, eğitimleri, kişilikleri ve ilgi alanları gibi çeşitli bilgiler sunuldu.

Aileler de bu bilgiler doğrultusunda kendilerine uygun olduğunu düşündükleri donörü seçtiklerini anlatıyor.

Dolayısıyla soruşturmanın yalnızca tedavide hangi sperm veya yumurtanın kullanıldığını değil; donör profillerinin ailelere kim tarafından sunulduğunu, seçimlerin nasıl gerçekleştirildiğini, bunların yazışmalara veya kayıtlara yansıyıp yansımadığını ve bu işlemler karşılığında herhangi bir ücret tahsil edilip edilmediğini de ortaya çıkarması bekleniyor.

HESAPLAR DA İNCELEME KAPSAMINDA: BANKA HAREKETLERİ, VERGİLER VE VARLIK ARTIŞLARI MERCEK ALTINDA

Kıbrıs Postası’nın edindiği bilgilere göre, donör iddialarına ilişkin incelemenin yalnızca tıbbi kayıtlar ve tedavi süreçleriyle sınırlı kalmayacağı, dosyanın mali boyutunun da kapsamlı şekilde mercek altına alınacağı belirtiliyor.

Kıbrıs Postası’na ulaşan bilgilere göre, iddialarda adı geçen doktorlar ile ilgili tüp bebek merkezlerinin banka hesapları ve hesap hareketleri, finansal para akışları, son beş yıllık vergi beyanları ve ödedikleri vergiler ile aynı dönemdeki varlık artışlarının incelemeye alınması gündemde.

Özellikle banka hesaplarına giren ve çıkan para hareketleri ile beyan edilen gelirler, ödenen vergiler ve kişilerin ya da ilgili işletmelerin varlıklarındaki artış arasında uyum bulunup bulunmadığının araştırılacağı ifade ediliyor.

İncelemenin bu yönde genişletilmesi halinde, ailelerden tedavi ve donör işlemleri kapsamında tahsil edildiği öne sürülen ücretlerin hangi hesaplara aktarıldığı, gelirlerin kayıtlara ve vergi beyanlarına yansıtılıp yansıtılmadığı ve finansal hareketlerin kaynağının açıklanabilir olup olmadığı da araştırmanın önemli başlıkları arasında yer alacak.

Kıbrıs Postası’na ulaşan bilgiler, mali incelemede özellikle son beş yıllık dönemin üzerinde durulacağını gösterirken, banka hareketleri, vergi kayıtları ve varlık artışlarının karşılaştırmalı şekilde ele alınmasının beklendiğine işaret ediyor.

Böylelikle dosyanın bir ayağında ailelerin seçtiğini söylediği donörlerin gerçekten kullanılıp kullanılmadığı ve tedavilerde kullanılan üreme hücrelerinin kaynağı araştırılırken, diğer ayağında ise işlemler etrafında oluştuğu iddia edilen finansal trafiğin izinin sürülmesi gündeme geliyor.

Kıbrıs Postası’nın edindiği bilgilere göre, Dr. Şevket Alptürk, Dr. Firdevs Uğuz Tip ve hasta koordinatörü Julie Hodson’ın bağlantılı oldukları tedavi süreçleri de incelemenin başlıkları arasında bulunurken, ilgili tüp bebek merkezlerinin kayıtlarının da değerlendirilmesi bekleniyor.

AİLELERE SEÇTİRİLEN DONÖRLER KULLANILMADI MI?

Dosyanın diğer kritik ayağında ise ailelerin, kendilerine seçtirildiğini öne sürdükleri donörlerin dahi tedavide kullanılmadığı iddiası bulunuyor.

Şüphelerin en önemli dayanaklarından birini DNA testleri oluşturuyor.

BBC, söz konusu 30 çocuktan 11’inin DNA testi yaptırdığını ve bu testlerde Türkiye veya çevre bölgelerle bağlantılı genetik kökenlerin tespit edildiğini aktardı.

Aileler ise bu sonuçların tedavi öncesinde seçtiklerini söyledikleri Batı Avrupa kökenli donörlerin profilleriyle uyuşmadığını savunuyor.

RACHEL VAKASI: DONÖR SEÇİLDİ, ANCAK SPERMİN GÖNDERİLDİĞİNE İLİŞKİN KAYIT YOK

BBC araştırmasında öne çıkan vakalardan biri İngiliz anne Rachel ve oğlu Jonah’a ilişkin.

Rachel, 2012 yılında Doğuş IVF Merkezi’nde tedavi gördüğünü ve tedavi öncesinde Danimarka merkezli Cryos International sperm bankasından bir donör seçtiğini anlattı.

Rachel, tedavinin ardından seçtiği donöre ait spermin gerçekten kullanıldığını gösteren tıbbi belgeyi klinikten talep ettiğini ancak bu belgeyi alamadığını söyledi.

Oğlu Jonah’ın fiziksel özelliklerinin de seçtiği donörün profiliyle uyuşmadığını belirten Rachel, yıllar sonra oğlu ile birlikte DNA testi yaptırdı.

BBC’nin aktardığına göre DNA testi, Jonah’ın Rachel’ın biyolojik oğlu olduğunu ancak seçilen donörün Jonah’ın biyolojik babası olmadığını ortaya koydu.

Bunun üzerine BBC, Cryos International ile temasa geçti. Şirketin, Doğuş IVF Merkezi’ne söz konusu donöre ait spermin gönderildiğini gösteren herhangi bir kaydının bulunmadığını bildirdiği aktarıldı.

CRYOS’UN DOĞUŞ IVF’Yİ 2016’DA KARA LİSTEYE ALDIĞI İDDİASI

BBC’ye göre dünyanın en büyük sperm bankalarından Cryos International, Doğuş IVF Merkezi’ni 2016 yılında kara listeye aldı.

Cryos’un bu kararın nedenlerinden biri olarak, kliniğin bir hasta için şirketten sperm sipariş edeceğini bildirmesine rağmen siparişin gerçekleştirilmemesi konusunda ortaya çıkan endişeyi gösterdiği aktarıldı.

Şirketin ayrıca Kuzey Kıbrıs’taki soruşturma tamamlanıncaya kadar Dr. Firdevs Uğuz Tip ve Miracle IVF ile çalışmalarını askıya aldığını bildirdiği belirtildi.

ŞİMDİ HEM TIBBİ HEM MALİ KAYITLARIN AÇILMASI BEKLENİYOR

BBC’nin ilk araştırmasının ardından Sağlık Bakanlığı konuyla ilgili resmi soruşturma başlatıldığını açıklamıştı.

Yeni iddialar ve Kıbrıs Postası’na ulaşan bilgilerle birlikte dosyanın yalnızca “yanlış donör kullanıldı mı?” sorusuyla sınırlı kalmayarak, donör seçimi, kullanılan üreme hücrelerinin kaynağı, klinik kayıtları ve mali hareketler üzerinden çok yönlü şekilde incelenmesi bekleniyor.

Dosyada şimdi yanıt bekleyen sorular daha da büyümüş durumda:

Donör seçmek kanunen yasak olduğu halde ailelere donör seçtirildi mi?

Ailelere donör seçtirildiyse bunu kim ve hangi yöntemle yaptı?

Seçtirilen donörler gerçekten tedavilerde kullanıldı mı?

Kullanılmadıysa çocukların gerçek biyolojik donörleri kim ve buna ilişkin kayıtlar nerede?

Yasa, kanuna aykırı yapıldığı iddia edilen işlemlerin Sağlık Bakanlığı tarafından araştırılmasına gerçekten engel mi?

Tedaviler kapsamında gerçekleşen finansal hareketler, beyan edilen gelirler ve ödenen vergilerle örtüşüyor mu; son beş yıldaki varlık artışlarının kaynağı kayıtlarla açıklanabiliyor mu?

Ortaya atılan iddiaların ardından “donör seçimi kanunen yasaktır” denilmesi artık tartışmayı kapatan bir cevap değil, tam tersine soruşturmanın merkezindeki çelişkiyi daha görünür hale getiriyor:

Kanuna aykırı şekilde donör seçtirdiği iddia edilenler şimdi aynı kanuna mı sığınıyor; Sağlık Bakanlığı ise tıbbi ve mali kayıtların izini sürerek gerçekte ne yaşandığını ortaya çıkaracak mı?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz