Erhürman, Politis’e konuştu: Hristodulidis’ten dönüşümlü başkanlık konusunda cevap bekliyorum

0
5

Politis’e konuşan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Rum lider Nikos Hristodulidis’ten dönüşümlü başkanlığı ilke olarak kabul ettiğine dair açıklama beklediğini belirterek 19 maddelik belge almadığını söyledi. Erhürman, Maraş önerisini Ankara’nın müdahalesiyle reddettiği iddiasını da yalanladı.

Politis, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile yaptığı ve ilk bölümünü bugünkü sayısında aktardığı özel söyleşiyi “Dönüşümlü Başkanlığı İlke Olarak Kabul Ediliyor mu? Tufan Erhürman: Nikos Hristodulidis’ten Bir Cevap Bekliyorum” başlığıyla manşete çekti.

Habere göre, Andreas Parashos imzalı söyleşide Erhürman, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’ten 19 madde içeren bir belge almadığını açıkladı. Maraş ile ilgili öneriyi Ankara’nın müdahalesi üzerine reddettiği iddiasını kesin bir dille yalanladı ve Rum tarafının metodolojisinin 4 maddesinden hiçbirini kabul etmediğini söyledi.

Söyleşinin giriş bölümünde Erhürman’ın dönüşümlü başkanlığın kabulünü müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli ön şart olarak başta tuttuğu, dönüşümlü başkanlığın garantiler meselesiyle bağlanmasını reddettiği ve yeni barikat açılması konusundaki durağanlıktan Rum tarafının değişen taleplerini sorumlu tuttuğu aktarıldı.

İstenilen çözüm şekli sorulduğunda “İçerik etiketlerden daha önemli” diyen Erhürman’ın, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’le BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in önerdiği Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) öncelikli olmak üzere yoğun iş birliğini sürdürmeye hazır olduğunu söylediği de kaydedildi.

“19 MADDELİK BELGE ALMADIM”

Rum yönetiminin, Hristodulidis’in Kıbrıs sorununun özü, metodoloji ve GYÖ’ler üzerinde odaklanan 19 maddelik fikirler belgesi sunduğunu açıkladığını hatırlatan gazete, Erhürman’a Hristodulidis’ten 19 maddelik bir belge alıp almadığını sordu.

Sözlerine, görüşmeleri sırasında muhatabı tarafından söylenen ya da önerilen bir şeyi medyaya aktarmasının diplomatik nezakete uygun olmayacağını hatırlatarak başlayan Erhürman’ın, “Ancak bu, muhatabımdan ne doğrudan ne de dolaylı olarak öyle bir yazılı belge almadığımı söylememe engel değil” dediğini yazan gazete, cevabı şu şekilde aktardı:

“Önceki görüşmelerimizde de olduğu gibi son görüşmemizde çeşitli meselelere atıf yaptı. Bunlar üzerinde görüş alışverişinde bulunduk ve ben de bazı konular ortaya koydum. Bu meselelerin neler olduğu yayınlarsa, ben de kendi ilkemi çiğnemeden yorum yapabilirim. Ancak katıldığımız çabayı gözden kaçırmamamız gerekir… Burada mesele her bir tarafın ne kadar öneri sunduğu değil. Daha çok öneri sunanın kazanacağı bir yarışta değiliz. Buna rağmen seçilmemden sonra geçen son 11 ay içerisinde 10 maddelik GYÖ önerilerimden başlayarak çeşitli, karşılıklı çıkar önerileri sundum.

“Gerçek şu ki Genel Sekreter’in görev süresinin dolmasına çok az bir süre var. Ada’yı ziyareti sırasında, çeşitli GYÖ’ler üzerinde çalışmamızı önerdi. Bunların neredeyse tamamını kabul ettim ve geçiş noktalarını daha ileri görüşmeye hazır olduğumu söyledim. Genel Sekreter spesifik önerileri, başarı olasılığının daha yüksek olduğu düşüncesiyle seçmiş görünüyor. Dolayısıyla bize ev ödevi olarak bıraktıkları üzerinde anlaşmaya varma konusuna odaklanmamız ve ilerlemeye çalışmamız gerekir.

“Durumu daha da karmaşıklaştırmamıza sebep var mı? Önümüzdeki çalışma ve kullanabileceğimiz zaman ortadayken çözülmesi gereken meseleleri katlayarak ilerlememiz verimli değil. Olabildiğince çok ilerleyebilmek için hiçbir kısıtlama olmadan Genel Sekreter’in önerdiği GYÖ’ler üzerine odaklanalım istiyorum. Niko ile bu istikamette yoğun iş birliğine devam etmek istiyorum. Ancak bu arada, her şeyden önce, güveni baltalayan eylemlerin durmasını bekliyoruz”

MARAŞ ÖNERİSİNİ REDDETTİĞİ İDDİASI

Hristodulidis’in Maraş’ın BM idaresi altında iadesine karşılık Mağusa Limanı’nın Avrupa Komisyonu gözetiminde açılmasını önerdiği ve “Ankara’nın müdahalesi üzerine” bu öneriyi reddettiği iddiaları da sorulan Erhürman, sorunun basına yansıyan iddialarla ilgili olduğunu ve görüşmeleri sırasında muhatabının söylediklerini yorumlamama ilkesine sadık kalacağını belirterek şöyle devam etti:

“Herkesin bildiği gibi bu mesele on yıllardır vardır ve tarafların pozisyonları biliniyor. Sorulması gereken gerçek sorunun, özellikle şu anda bu konuda aleni bir tartışma başlatmanın, uzun süredir üzerinde çalıştığımız daha az karmaşık GYÖ’lerde ilerleme sağlanmasına yardımcı olup olmayacağıdır.

“11 ay içerisinde tek bir geçiş noktası bile açmayı başaramayan iki liderin geriye kalan iki buçuk ay içerisinde bu kadar hassas ve önemli meseleleri çözemeyeceğine inanılması mümkündür. Buna rağmen, böyle bir öneriyi başta kabul edip daha sonra müdahale üzerine reddettiğim konusuna çok net bir cevap verebilirim. Cevabım, net bir ‘Hayır’dır. Rum liderliğinin muhatabının Kıbrıs Türk liderliği değil Türkiye gibi gösterilmeye çalışılıyorsa bu sadece yanlış değil yanıltıcıdır ve yeni bir güven zedeleme eylemidir”

“DÖRT MADDELİK METODOLOJİNİN HİÇBİR MADDESİNE CEVAP VERİLMEDİ”

Erhürman’a, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in müzakerelerin başlaması için sunduğu dört öneriden üçünü kabul ettiğine dair Rum basınına yansıyan haberler hatırlatılarak neden Hristodulidis’in kabul etmeye hazır olduğu üç madde temelinde ilerlemeyi kabul etmediği soruldu.

Rum tarafının sunduğu metodolojinin hiçbir maddesine henüz cevap vermediğine işaret eden Erhürman, dört maddeden üçünün kabul edildiği iddiasının da yanlış ve yanıltıcı olduğunu söyledi.

Erhürman, metodoloji önerilerinden ilkinin siyasi eşitlikle ilgili olduğunu, dönüşümlü başkanlık meselesinin de ana unsurlardan biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Şu ana kadar Kıbrıslı Rum liderden, dönüşümlü başkanlığı ilke olarak kabul ediyorum dediğini duymadım. Dönüşümlü başkanlık çerçevesinde geçerli olacak kesin düzenlemeler elbette müzakere konusu olacak. Şu anda kabul edilmesi gereken, ilkesidir.

“Dolayısıyla dört metodoloji maddem şart olarak betimlenemez. BM Genel Sekreteri’nin birçok kez tekrarladığı ‘Bu sefer farklı olmalı’ değerlendirmesinin kodifikasyonudur. Bu metodolojiyi, önceki başarısız deneyimlerden ders alarak, tekrar etmemesi için şekillendirdik. Dolayısıyla, yeni bir sürecin sonunda çözümü başarma perspektiflerini önemli ölçüde artırmayı hedefliyor. Öze değil sürece dair konularla ilgilidir. Genel Sekreter, son ziyaretinin sonunda yaptığı basın açıklaması sırasında bir metodolojide anlaşmaya varılması gerektiğini teslim etti”

“TEK BİR GEÇİŞ NOKTASI BİLE AÇAMADIK”

Cumhurbaşkanı Erhürman’a, Hristodulidis’in 29 Temmuz’da ek geçiş noktaları açmaya hazır olduğunu söylediği hatırlatılarak bugüne kadar hiçbir yeni geçiş noktası açılmamasının sebebi ve bunun önündeki engeller soruldu.

New York’taki gayriresmî genişletilmiş görüşmeden itibaren dört geçiş noktası (Haspolat, Akıncılar, Kiracıköy-Gaziler ve Eylence) açılması için gerçekten fırsat olduğunu söyleyen Erhürman, şöyle devam etti:

“Ancak ne zaman meseleyi netleştirmeye hazır olduğumuza inansak, şartlar değişiyor, bugüne kadar tek bir geçiş noktası bile açmayı başaramadık. Pakete son dakika eklemeler ya da çıkarmalar yapılmak istenmesi elbette yardımcı olmaz. Buna rağmen Kıbrıs Rum tarafının taleplerine cevap vermek ve bu meselenin ilerlemesine yardımcı olmak için çeşitli alternatif öneriler sundum.

“Bu çerçevede Gaziler ve Eylence güzergâhı için yolun kuzeyine bizim finanse edeceğimiz yeni bir yol yapmayı önerdim. Ancak öneri, arazi mülkiyet durumu gerekçe gösterilerek kabul edilmedi. Bunu da göğüslemek için Niko’ya herhangi bir talebin Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla halledilebileceğini önerdim. Bu da kabul edilmedi.

“Ardından, Güney’e yeni bir yol inşa edilmesini önerdik. Kendi inisiyatifimle AB’nin finansman sağlamaya hazır olduğu teyidini aldım. Yine iki liderin bu finansmanı almak için AB’ye ortaklaşa başvurmasını önerdim. Bu, bu GYÖ’ye sembolik bir değer katabilirdi. Maalesef yine reddedildi.

“Muhatabım, önerilerimden herhangi birini incelemek yerine kendi pozisyonunda ısrar etmeyi seçti. Buna rağmen bu çok önemli GYÖ üzerinde samimiyetle, uzlaşılmış çerçeve içerisinde çalışmaya devam etme taahhüdümü sürdürüyorum çünkü gerek Kıbrıslı Türklerin gerek Kıbrıslı Rumların gündelik hayatlarına derhal olumlu etkisi olacağını biliyorum”

“İÇERİK ETİKETLERDEN DAHA ÖNEMLİ”

Erhürman’a bugün istediği çözümün iki bölgeli, iki toplumlu federasyon mu yoksa başka bir şey mi olduğu soruldu. Erhürman ise soruyu şöyle yanıtladı:

“Crans Montana’da olanlardan ve söylenenlerden sonra etiketler kullanılması, ana hedefimiz olan karşılıklı uzlaşılmış, adil ve sürdürülebilir çözümü başarmamıza yardımcı olmayacağına inanıyorum. Bunu, geçen ekim ayında seçilmeden önce de söyledim. İçerik etiketten daha önemli. Etiketler sıklıkla yanıltıcı olabilir. Varacağımız çözüm türünü içerik belirleyecek.

“Her şeyden önce bizi, içerik konularını çok derin ve detaylı görüşebileceğimiz tam müzakerelere götürecek şekle odaklanmalıyız. Etiketlere odaklanmak bugüne kadar çözüme götürmedi. Ada’mızda gelecek nesillerin güvenlik ve refahını sağlayacak bir çözüm yolu ancak hem Kıbrıslı Türklerin hem de Kıbrıslı Rumların yasal haklarının ve endişelerinin dikkate alınacağı bir siyasi eşitlikle mümkündür. Metodolojimin ilk maddesinin bu olmasının sebebi budur.

“Etiketler 2004’te de 2017’de bizi çözüme götürmedi. Önemli olan etiketler değil içeriktir. İçerikte anlaşamazsak etiket kullanmak bizi arzu edilen noktaya götürmez”

“HER ŞEYE AL-VER PROSEDÜRÜ OLARAK YAKLAŞAMAYIZ”

Erhürman, özlü müzakereler başlarsa gerçek bir al-ver olması gerektiğine inanıp inanmadığı sorusuna karşılık ise “Gerçek al-ver çatışmaların çözümünde kullanılan metotlardan biridir, diyaloğun herhangi bir aşamasında kullanılabilir. Bu, şu anda katıldığımız güven yaratıcı önlemler için de geçerli. Ancak her şeye bir al-ver prosedürü olarak yaklaşamayız. Mesele her zaman karşılık değil. Yön gösterici ilkem, karşılıklı fayda zihniyeti benimsemektir” dedi.

“DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK İLE GARANTİLER ARASINDA BAĞLANTI KURULAMAZ”

Dönüşümlü başkanlığın garanti sistemine son verilmesi ya da sistemin temelden değiştirilmesine karşılık olup olamayacağı sorulduğunda ise Erhürman, “Dönüşümlü Başkanlık ile güvenlik ve garantiler konusu arasında bir bağlantı olabileceğine inanmıyorum” dedi ve şöyle devam etti:

“Bu iki mesele gerek şekil gerek içerik açısından birbirinden çok farklı. Siyasi eşitlik ise gerekli özlü unsurları ile birlikte sürece aittir, metodolojimde de vurguladığım gibi ikinci konu özdür. Güvenlik ve garantileri metodolojime eklemememin sebebi tam da budur.

“Tabii bu, bu meselenin Kıbrıslı Türkler için çok önemli bir konu olmadığı anlamına gelmiyor, özellikle bölgemizdeki son gelişmeler ve Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıslı Türklerin rızasını almadan üçüncü taraflarla askeri anlaşmalar yapma ısrarı ışığında. Aksine, güvenlik ve garantiler meselesi halkım için çok yüksek öneme sahiptir.

“Siyasi eşitliğin neden öze değil prosedüre ait olduğunu bir kez daha izah etmeme izin verin. Kıbrıs Rum tarafında, yetkiyi ve refahı Kıbrıslı Türklerle paylaşma iradesi olmaması, önceki bütün çabaların başarısızlığa uğramasının temel sebebidir. Kıbrıs Rum tarafının dönüşümlü başkanlık da dahil siyasi eşitliği kabul etmekte isteksizliği müzakerelerde ortaya konuldu.

“BM Genel Sekreteri’nin de önerdiği gibi bu sefer gerçekten farklı olacağını güvence altına almak için bu mesele, en azından ilke olarak, müzakerelerin başlamasından önce kabul edilmelidir. Bu, 2004 ve 2017’dekinden farklı olarak nihayet bir çözüme götürecek sonuç odaklı bir sürece katılmamıza izin verecek.

“Dolayısıyla siyasi eşitlik al-ver konusu değildir, meselenin özüdür. Meselenin özünde uzlaşmayı başaramazsak çözüme varamayacağız. Çözüm isteyen Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların ümitlerini bir kez daha boşa çıkarmak istemiyorum. Aksine, bu sefer çözüme götürecek bir sürece başlamak istiyorum”

“TÜRKİYE ADINA KONUŞAMAM”

Gazete, röportajın bugünkü bölümünde son olarak “Türkiye Kıbrıs sorununu halletmeye gerçekten hazır mı yoksa Kıbrıs’ı, Türkiye-AB ilişkileri, enerji ve bölgesel çıkarlar gibi başka mesele ve taleplere mi bağlıyor?” sorusunu yöneltti.

Cumhurbaşkanı Erhürman, bu sorunun muhatabına, yani Türkiye’ye sorulabileceğini, kendisinin Türkiye adına konuşamayacağını belirterek, “Ancak Türkiye’nin gerek 2004’te gerek 2017’de elinden gelenin en iyisini yaptığını herkes biliyor” dedi ve şunları ekledi:

“Öte yandan kendi dinamikleri ve kendi süreçleri olan Kıbrıs sorununun çözümü ve Türkiye-AB ilişkileri arasında bağlantı kurulma çabası iki farklı süreci daha da karmaşıklaştırır. Dahası Kıbrıs Rum tarafının, Yunanistan’la birlikte AB’de olduğu, Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin olmadığı unutulmamalıdır. Bu şartlar altında böyle bir bağlantı kurulması daha da rekabetçi olur.

“Umarım ki bu iki farklı süreç kendi yolunda ilerler ve sonuç verir. Doğası gereği aralarında bağlantı olmasa da her iki süreçte de ilerleme olması elbette olumlu dinamik yaratılmasına yardımcı olabilir”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz