CMIRS’in Eylül 2026 araştırmasında katılımcıların yüzde 88,4’ü, vatandaşların torpil olmadan işlerini kolayca yapabildiği görüşüne katılmadı. Araştırmada ayrıca yasaların herkes için eşit uygulanmadığını düşünenlerin oranı yüzde 67,2, hükümetin şeffaf ve hesap verebilir olmadığını düşünenlerin oranı ise yüzde 78,2 olarak ölçüldü.
Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS), her üç ayda bir düzenli olarak gerçekleştirdiği araştırmanın Eylül 2026 dönemine ilişkin ikinci bölümü yayımlandı.
500 kişiyle yüz yüze anket yöntemiyle gerçekleştirilen çalışmada, Kıbrıslı Türklerin siyasi güven, sosyal güven, bireysel özgüven ve mutluluk algılarının yanı sıra toplumun adalet, eşitlik, liyakat, kurumsal işleyiş, kurallara uyma ve toplumsal dayanışmaya ilişkin değerlendirmeleri ele alındı.
Araştırmada toplumsal anomi düzeyi dört temel boyut üzerinden incelendi:
* Adalet ve eşitlik algısı
* Kurumsal ve yönetsel işleyiş algısı
* Liyakat, kurallara uyma ve öngörülebilirlik
* Toplumsal dayanışma ve ortak gelecek algısı
YÜZDE 67,2: YASALARIN HERKES İÇİN EŞİT UYGULANMADIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR

Araştırmanın “Adalet ve Eşitlik Algısı” başlığında, toplumda kuralların ve fırsatların bireyler arasında eşit biçimde dağıtılıp dağıtılmadığı değerlendirildi.
Bu kapsamda “Yasalar herkes için eşit uygulanıyor mu?”, “İnsanlar hak ettiklerini elde edebiliyor mu?” ve “Torpil veya kayırmacılık olmadan iş yapmak mümkün mü?” gibi göstergeler ele alındı.
“Ülkede yasalar herkes için eşit uygulanmaktadır” cümlesine katılmayanların oranı yüzde 67,2 oldu.
CMIRS, adalet ve eşitlik algısındaki bozulmanın yalnızca belirli bir kurumdan duyulan memnuniyetsizliği değil, sistemin genel işleyişine ilişkin güven kaybını da gösterebildiğini belirtti.
YÜZDE 59,4: HÜKÜMETLER DEĞİŞSE BİLE TEMEL SORUNLARIN DEĞİŞMEDİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR

Araştırmanın “Kurumsal ve Yönetsel İşleyiş Algısı” başlığında kamu kurumlarının ve siyasal sistemin toplumun ihtiyaçlarına yanıt verme kapasitesi değerlendirildi.
Bu kapsamda hükümetin sorunları çözme kapasitesi, kamu hizmetlerinin etkinliği, devletin vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı, yönetimin şeffaflığı ve hesap verebilirliği ele alındı.
“Hükümetler değişse bile temel sorunların değişmediğini düşünüyorum” cümlesine katılanların oranı yüzde 59,4 oldu.
CMIRS, özellikle hükümetler değişse bile temel sorunların değişmediği ve ülkedeki gelişmelerin kontrol altında olmadığı yönündeki algıların, memnuniyetsizliğin tek tek hükümetlerden daha geniş bir sistem algısına dönüştüğünü düşündüren göstergeler olduğunu belirtti.
YÜZDE 67,2: ÜLKEDE İŞLER KONTROL ALTINDA DEĞİL

Ankete katılanların yüzde 67,2’si, “Ülkede işler kontrol altında değil” cümlesine katıldığını belirtti.
YÜZDE 75,4: HÜKÜMETİN SORUNLARI ETKİN ŞEKİLDE ÇÖZEMEDİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR

“Hükümet ülkedeki sorunları etkin bir şekilde çözebilmektedir” cümlesine katılmayanların oranı yüzde 75,4 oldu.
YÜZDE 74: HÜKÜMETİN VATANDAŞIN GÜNLÜK YAŞAMINI KOLAYLAŞTIRMADIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR

“Hükümet vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştırmaktadır” cümlesine katılmayanların oranı yüzde 74 olarak belirlendi.
YÜZDE 50,2: SEÇİMLERİN ADİL VE ÖZGÜR YAPILDIĞI GÖRÜŞÜNE KATILMAYANLAR

“Ülkede seçimler adil ve özgür bir şekilde gerçekleştirilmektedir” cümlesine katılmayanların oranı yüzde 50,2 oldu.
YÜZDE 78,2: HÜKÜMETİN ŞEFFAF VE HESAP VEREBİLİR OLMADIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR

“Hükümet vatandaşa karşı şeffaf ve hesap verebilirdir” cümlesine katılmayanların oranı yüzde 78,2 olarak ölçüldü.
YÜZDE 47,49: DÜRÜST İNSANLARIN BAŞARILI OLMASININ MÜMKÜN OLMADIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR

Araştırmanın “Liyakat, Kurallara Uyma ve Öngörülebilirlik” başlığında, toplumdaki başarı ve fırsatların liyakat temelinde dağıtıldığına ve kuralların öngörülebilir biçimde işlediğine ilişkin algılar değerlendirildi.
“Günümüzde dürüst insanların başarılı olması mümkün değildir” cümlesine katıldığını belirtenlerin oranı yüzde 47,49, katılmadığını belirtenlerin oranı ise yüzde 39,28 oldu.
CMIRS, bu sorunun toplumsal değerlerin uğradığı erozyon ve dürüstlüğün başarılı olmakla ters orantılı olduğu yönündeki algı açısından önem taşıdığını belirtti.
YÜZDE 49,1: DOĞRU İLE YANLIŞ ARASINDAKİ SINIRIN BELİRSİZLEŞTİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR

“Toplumda artık doğru ile yanlış arasındaki sınır belirsizleşmiştir” cümlesine katılanların oranı yüzde 49,1 oldu.
Bu cümleye katılmayanların oranı ise yüzde 29,06 olarak ölçüldü.
YÜZDE 57,92: ÇALIŞMANIN KARŞILIĞININ ALINMADIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR

“Ülkede çalışmanın karşılığı çoğu zaman alınmıyor” cümlesine katılanların oranı yüzde 57,92 oldu.
Bu cümleye katılmayanların oranı ise yüzde 16,84 olarak belirlendi.
KURALLARA UYMANIN FAYDASIZ OLDUĞU GÖRÜŞÜNE KATILMAYANLAR ÇOĞUNLUKTA

“Kurallara uymanın pek bir faydası yoktur” cümlesine katılmayanların çoğunlukta olması, araştırmada olumlu bir sonuç olarak değerlendirildi.
YÜZDE 88,4: TORPİL OLMADAN İŞLERİN KOLAYCA YAPILAMADIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR

“Vatandaşlar torpil olmadan da işlerini kolayca yapabilirler” cümlesine katılmayanların oranı yüzde 88,4 oldu.
YÜZDE 65: KAMU KAYNAKLARININ SİYASİ AMAÇLARLA DA KULLANILDIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR

“Ülkede kamu kaynakları siyasi amaçlar için de kullanılmaktadır” cümlesine katılanların oranı yüzde 65 olarak ölçüldü.
YÜZDE 52,4: TOPLUMDAKİ DAYANIŞMANIN AZALDIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR

Araştırmanın “Toplumsal Dayanışma ve Ortak Gelecek Algısı” başlığında, toplumdaki dayanışma düzeyi ve ortak bir gelecek fikrine ilişkin değerlendirmeler ele alındı.
“Son yıllarda toplumdaki dayanışma azaldı” cümlesine katılanların oranı yüzde 52,4 oldu.
CMIRS, toplumsal dayanışmanın azaldığına ilişkin algının, bireylerin yalnızca kurumlarla değil, diğer toplum üyeleriyle kurduğu ilişkiye yönelik güveninin de zayıflayabileceğini gösterdiğini belirtti.
MİNE YÜCEL: ÇOK KATMANLI BİR GÜVEN VE YÖNETİM SORUNUNA İŞARET EDİYOR
Mine Yücel, CMIRS Eylül 2026 verilerinin tek tek sorunların toplamından daha kapsamlı bir toplumsal sorunlar yumağını ortaya koyduğunu belirtti.
Yücel, bir tarafta ekonomik güvensizlik, hayat pahalılığı ve ülke ekonomisine ilişkin olumsuz beklentilerin, diğer tarafta ise sağlık, altyapı, eğitim ve kamu hizmetlerindeki düşük memnuniyetin bulunduğunu ifade etti.
Bunlara düşük hükümet, Meclis ve siyasi parti güveni ile şeffaflık, eşitlik, liyakat ve hesap verebilirlik konusundaki yüksek memnuniyetsizliğin eşlik ettiğini belirten Yücel, dürüstlük, emeğin karşılığı, doğru ile yanlış arasındaki sınır, dayanışma ve değişim beklentisi gibi alanlardaki olumsuz algıların da tabloya eklendiğini kaydetti.
Yücel, sonuçların ekonomi, kamu hizmetleri, adalet ve liyakat, demokratik işleyiş ve toplumsal dayanışmanın birbirine temas ettiği çok katmanlı bir güven ve yönetim sorununa işaret ettiğini belirtti.
SEÇİM ÖNCESİ DÖNEMDE SOMUT ÇÖZÜM BEKLENTİSİ
Yücel, sonuçların yaklaşan seçimler öncesinde siyasi partilere önemli mesajlar verdiğini ifade etti.
Ekonomik sorunların yanı sıra kamu hizmetlerinin yetersizliği, altyapı sorunları, yönetim kapasitesine ilişkin olumsuz değerlendirmeler, adalet ve eşitlik algısındaki zayıflama ile Kıbrıs Sorunu’nun halen temel sorun alanları arasında yer aldığını belirten Yücel, seçmenin mevcut durumdan duyduğu memnuniyetsizliğin yanı sıra bu sorunların çözümüne yönelik değişim beklentisinin de bulunduğunu kaydetti.
Katılımcıların büyük çoğunluğunun ülkenin yanlış yönde ilerlediğini düşünmesi ve ekonomik geleceğe ilişkin beklentilerin ağırlıklı olarak olumsuz olması, seçim dönemine girilirken toplumsal beklentilerin somut sorunların çözülmesi ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi etrafında şekillendiğine işaret ediyor.
Yücel, seçimlerin seçmen açısından yalnızca siyasal temsilin belirlendiği bir süreç değil, aynı zamanda mevcut sorunların çözümü konusunda siyasi aktörlerin kapasitesinin sınanacağı bir dönem niteliği taşıdığını belirtti.
Ekonomi yönetimi, hayat pahalılığı, sağlık, altyapı, kamu hizmetleri, yolsuzlukla mücadele, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik alanlarındaki yüksek memnuniyetsizliğin, seçmenin günlük yaşamına doğrudan yansıyan sorunlara ilişkin somut çözüm beklentisini öne çıkardığını ifade eden Yücel, seçim sonrasında siyasi kurumlara yönelik güvenin yeniden güçlenebilmesinin yalnızca siyasi söylemlerdeki değişime değil, sorunların çözümüne yönelik ölçülebilir ve görünür adımların atılmasına bağlı olacağını kaydetti.

