Liberal Demokrasi Hareketi, Barcelona Academy’nin Lefkoşa’da düzenlemeyi planladığı kampın iptal edilmesine tepki göstererek, Kıbrıslı Türklerin dünyayla kurduğu temasların siyasi gerekçelerle sınırlandırılmasını eleştirdi. LDH, Kuzey Kıbrıs’ın olaydan olaya tepki vermek yerine sürekliliği olan bir dış temas politikası geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Liberal Demokrasi Hareketi (LDH), Barcelona Academy’nin Lefkoşa’da düzenlemeyi planladığı kampın, Kıbrıs Futbol Federasyonu’nun (KOP) İspanya Futbol Federasyonu ve UEFA nezdindeki girişimlerinin ardından Barcelona’nın resmî programından kaldırılmasına tepki gösterdi.
LDH tarafından yapılan açıklamada, Rum basınının organizasyonun iptal edildiğini duyurduğu belirtilerek, gelişmenin Kıbrıslı Türklerin uluslararası temaslarını siyasi statü üzerinden sınırlamaya yönelik uzun süredir devam eden anlayışın son örneği olduğu ifade edildi.
“BARCELONA KAMPININ İPTALİ BU TABLONUN ISTISNASI DEĞIL, DEVAMIDIR”
Açıklamada, Kıbrıslı Türklerin spor, akademi, kültür ve ekonomi alanlarında dünyayla kurduğu temasların siyasi statü gerekçeleriyle sınırlandırılmasının yeni olmadığı kaydedilerek, yıllardır spor müsabakalarından kültürel etkinliklere, uluslararası iş birliklerinden ekonomik ilişkilere kadar benzer engellerle karşılaşıldığı belirtildi.
Barcelona kampının da bu tablonun bir istisnası olmadığı ifade edilen açıklamada, “Barcelona kampının iptali bu tablonun istisnası değil, devamıdır” denildi
Liberal Demokrasi Hareketi tarafından yapılan açıklamanın devamı şu şekilde:
“Üstelik bu kez çocukların katılacağı bir organizasyon hedef alınmıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 1991 yılında onaylamıştır. Sözleşme çocukların ayrımcılığa uğramamasını ve oyun, sportif ve kültürel yaşama katılım haklarını güvence altına alır. Bu ilkeleri kabul edip çocukların katılacağı bir spor organizasyonunu statü mücadelesine dönüştürmek ciddi bir tutarsızlıktır.
Ancak konu çocuklarla sınırlı değildir. Liberal bir toplumda birey, devletler arasındaki siyasi ihtilafların aracı değildir. İnsanların eğitim alması, ticaret yapması, spor yapması, üretmesi ve uluslararası ilişkiler kurması siyasi pazarlık alanına dönüştürülemez.
‘İNSANLARIN HAYAT ALANINI DARALTARAK SİYASİ SONUÇ ÜRETMEYE ÇALIŞMAK ÇÖZÜM SİYASETİ DEĞİL, ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ YÖNETME SİYASETİDİR’
Kıbrıs Rum yönetimi ve KOP, Kıbrıslı Türklerin dış dünyayla kurduğu her bağı siyasi tehdit gibi görme anlayışından vazgeçmelidir. İnsanların hayat alanını daraltarak siyasi sonuç üretmeye çalışmak çözüm siyaseti değil, çözümsüzlüğü yönetme siyasetidir.
LİBERAL DEMOKRASİ HAREKETİ’NDEN, DIŞ TEMAS POLİTİKASI GELİŞTİRMEK İÇİN KALICI KURUM ÇAĞRISI
Kuzey Kıbrıs’ın ise artık olaydan olaya tepki veren değil, sürekliliği olan bir dış temas politikası geliştirmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı, hükümet, federasyonlar, üniversiteler, meslek örgütleri ve sivil toplum arasında kalıcı koordinasyon kurulmalı; karşılaşılan engeller belgelenmeli, hukuki dosyalara dönüştürülmeli ve ilgili uluslararası kuruluşların önüne sistematik biçimde taşınmalıdır.
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü, Kıbrıslı Türklerin dünyayla ilişkilerinin sürekli sınırlandırılmasını ve hayatlarının bu siyasi çıkmazın içine hapsedilmesini meşru kılamaz.
Bu toplumun dünyayla kurduğu bağı sürekli kesmeye çalışan siyasete de, buna karşı politika üretmeyen anlayışa da itiraz ediyoruz”

