Koop-Süt’ün eski yönetim kurulu başkanlarından Mehmet Temel, Koop-Süt’ün günde 30 ton süt işlediğini ancak 120 kişi çalıştırdığını belirterek, “Uluslararası normlara göre 30 ton için en fazla 45 kişi çalıştırabilirsiniz” dedi. ”Bu güzide değer bile bile batırılıyor” diyen Temel, 2019 yılından sonra işlerin tersine döndüğüne vurgu yaptı.
”Koop-Süt geçmişte de ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadı”
”Satış cirosu, 17 milyondan 54 milyon TL’ye yükseldi”
”2019 yılından sonra işler tersine döndü”
”Koop-Süt günde 30 ton süt işliyor, 120 kişi çalıştırıyor”
Koop-Süt’ün eski Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Temel, Kıbrıs Postası’na yaptığı açıklamalarda 70 yılı aşkın geçmişe sahip, topluma ekonomik değer katan önemli kurumlarından Kooperatif Süt Fabrikası’nın bugün kapanma noktasına gelmesinin temelinde yönetimsel sorunlar ve siyasi yaklaşımların bulunduğunu söyledi.
Temel, Koop-Süt’ün uzun yıllardır siyasetin etkisinde oluşturulan yönetim kurullarıyla faaliyet göstermeye çalıştığını ifade ederek, bu durumun fabrikanın gelişimini olumsuz etkilediğini kaydetti.
“Uzun yıllardan beridir kooperatifler, siyaset edenlerin güdümünde oluşturulan yönetim kurullarının elinde çalışmaya çalışmaktadır. Başarı ve iyileşme görüleceğine aksine negatif yönde bir gelişme göstermektedir” diyen Temel, özel süt imalatçılarının her geçen gün çoğalmasının, merdiven altı üretimin devam etmesinin ve gıda denetimlerinin yeterince etkin olmamasının da Koop-Süt’ün piyasadaki payını küçülten unsurlar olduğunu dile getirdi.
“KOOP-SÜT GEÇMİŞTE DE CİDDİ EKONOMİK SIKINTILAR YAŞADI”
Temel, Devletin gıda denetimi konusunda üzerine düşen görevi yeterince yapmadığını ifade ederek, “Uluslararası normlar ve örnekler aksini gösterirken yönetenler bunu göz ardı ediyor. Bilerek ya da bilmeyerek ortaya çıkan tablo negatif görünümde”
Koop-Süt’ün geçmişte de ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını hatırlatan Temel, özellikle 2009-2013 döneminde fabrikanın çalışanlarının maaşlarını ödeyemeyecek duruma geldiğini belirtti.
2013 yılında gerçekleştirilen operasyonla köy kooperatiflerinin desteğinin sağlandığını anlatan Temel, dönemin Kooperatif Şirketler Mukayyidi’nin kooperatifçilik ruhuyla hareket ederek dönemin başbakanı ve elçisini ikna ettiğini, köy köy gezilerek 15 kooperatiften kaynak toplandığını söyledi.
“SİYASETTEN ARINDIRILMIŞ YENİ BİR YÖNETİM KURULU OLUŞTURULDU”
Temel, o dönemde her bir kooperatiften yaklaşık 40 bin sterlin karşılığı 100 bin TL kaynak toplandığını belirterek, siyasetten arınmış yeni bir yönetim kurulu oluşturulduğunu ifade etti.
Yeni yönetim kurulunda Hayvancılar Birliği, Kooperatif Merkez Bankası, Koop-Sen ve öğretmen kooperatifleri gibi kurumların yer aldığını belirten Temel, kendisinin de bu yönetim kurulunda görev aldığını söyledi.
Temel, “Göreve başladığımızda kağıtlar üzerinde saklanmış, gizlenmiş borçlarla karşılaştık” dedi.
Temel, o dönemde fabrikanın günlük 30-40 ton süt işlediğini ve 160-170 kişinin çalıştığını belirterek, bunun uluslararası normlara göre sürdürülebilir olmadığını söyledi.
Temeş, “ 30-40 ton süt işlenirken 160-170 kişi çalıştırılıyordu; uluslararası normlara göre geçerli bir şey değil” dedi.
“SATIŞ CİROSU, 17 MİLYONDAN 54 MİLYON TL’YE YÜKSELDİ”
Yönetim olarak kısa sürede düzenlemelere gittiklerini anlatan Temel, 2013 yılında yaklaşık 17 milyon TL olan satış cirosunun 2014 yılında 54 milyon TL’ye yükseldiğini söyledi.
“2013’te satış cirosu aklımda kaldığı kadarıyla 17 milyon TL’ydi. 2014’te 54 milyona çıktı. Bu önemli bir kâr elde etmeydi.”
Temel, bu dönemde eski makinelerin yenilendiğini, paketleme makinesi ve UHT süt aseptik tankıyla ilgili yatırımlar yapıldığını, eski binaların yerine çalışanların daha rahat edebileceği ortamlar oluşturulduğunu ve üretim alanlarına havalandırma sistemleri yapıldığını anlattı.
Kaşar üretim ünitesinin satın alındığını, ayran ve meyve suyu ünitelerinin revize edildiğini belirten Temel, dış piyasadan yeni müşteriler bulunarak satışların artırıldığını söyledi.
Temel, “Karlılık arttığı için kısa sürede borç ödeme noktasına gidildi. 2019’a kadar çıkış trendiyle devam etti” dedi.
Temel, söz konusu dönemde Doğu Akdeniz Üniversitesi İnovasyon Merkezi’nin hazırladığı bir projeden de yararlanıldığını belirtti.
Üç profesörün 4-5 yıl boyunca mali yapı, üretim ve piyasa takibi yaptığını anlatan Temel, fabrikanın profesyonel bir anlayışla planlandığını söyledi.
Temel, “Profesyonel değildik ama profesyonellerle rota çizerek ezbere değil planlı hareket ettik. 2013’te 30 ton olan günlük işleme kapasitesini 1-1,5 yılda 80 tona çıkardık, personeli 112’ye indirdik. Kar ettik” dedi.
Temel, 2013-2019 döneminde Koop-Süt’ün yeniden bir çıkış trendine girdiğini, üretim kapasitesinin artırıldığını ve satışların yükseldiğini ifade etti.
“ÇALIŞANLAR MAAŞLARINDA YÜZDE 40 FEDAKARLIK YAPTI”
Temel, Koop-Süt’ün 2013 yılında yaşadığı krizin aşılmasında çalışanların ve sendikanın önemli rol oynadığını da anlattı.
Göreve geldiklerinde personelin Aralık ve Ocak maaşları ile 13. maaşlarının ödenmemiş olduğunu belirten Temel, çalışanların sendikanın önerisiyle maaşlarında yüzde 40 oranında indirime gitmeyi kabul ettiğini söyledi.
Temel şu ifadeleri kullandı:
“Bir yıl sonra yönetim kurulu başkanı olduğumda sendika kaybettikleri yüzde 40’ın bir bölümünü talep etti. Bazı üyeler karşı çıktı ama ben ‘İnsanlar özveride bulundu, bugün bu kârlı pozisyona onların sayesinde geldik’ dedim. Yüzde 5-15 arası iade edildi ve birkaç yıl içinde kayıplar telafi edildi. Örgütlülük sayesinde oldu.”
Temel, çalışanların fabrikanın ayakta kalması için önemli bir özveride bulunduğunu ifade ederek, sendikal örgütlenmenin işletmelerin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu vurguladı.
Temel, “Örgütlü iş ortamlarında çalışma disiplini daha kolay sağlanır. Avrupa’da çalışanların hemen hemen hepsi sendikalıdır. Disiplin kurulları vardır” dedi.
“2019 YILINDAN SONRA İŞLER TERSİNE DÖNDÜ”
Temel, 2019 yılında Kooperatif Şirketler Mukayyitliği görevindeki değişimin ardından fabrikanın yeniden gerilemeye başladığını dile getirdi.
Temel, “Göreve gelen şahıs bazı kooperatiflerin yönetim kurullarını sudan bahanelerle yasanın kendine verdiği yetkiyi kullanarak görevden aldı, idare memuru atadı. Yeni genel kurul yaptırdı, başarılı eski yönetimi ekarte etti. Siyasi kimliğini baskı unsuru olarak bütün kooperatiflerin üzerinde kullanmaya devam etti. 2021’de öğretmen kooperatiflerini de benzer şekilde hedef aldı. Dönemin başbakanına ziyarette bulunduk, yasalara uygun olmadığını anlattık. Sağ olsun, görevimizi bize iade etti. İki öğretmen kooperatifi bugün en düzgün, en güçlü kooperatifler arasında” şeklinde konuştu.
Temel, bu sürecin yalnızca Koop-Süt’ü değil, ülkenin kooperatifçilik yapısını da olumsuz etkilediğini dedi.
Kooperatif Merkez Bankası’na bağlı iştiraklerin de yanlış yönetimler nedeniyle sıkıntı yaşadığını kaydeden Temel, kooperatiflerin siyasi etkiden uzaklaştırılması gerektiğini belirtti.
Kooperatifçiliğin yalnızca bankacılık faaliyetleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Temel, üretim ve tüketim kooperatiflerinin zaman içerisinde ortadan kalkmasının nedenlerinden birinin de yanlış yönetim anlayışı olduğunu savundu.
Temel, Kooperatif Merkez Bankası’na bağlı iştiraklerde yaşanan sorunlara da dikkat çekerek, yem fabrikasının mevcut durumunu eleştirdi. Fabrikanın geçmişte ülkedeki hayvancılık sektörünün yem ihtiyacının önemli bir bölümünü karşıladığını belirten Temel, bugün ise üretim kapasitesi açısından gerilere düştüğünü söyledi.
Levazım ve gıda bölümlerinin de geçmişte faaliyet gösterdiğini, ancak bugün bu birimlerin kapatıldığını ifade eden Temel, zirai tarım aletleri satışı yapan bölümde ise yüksek istihdam nedeniyle çeşitli sorunlar yaşandığını söyledi.
“YANLIŞ YÖNETİMLERİN SONUCU FABRİKAYI KAPANMA NOKTASINA GETİRMİŞTİR”
Temel, 2019’dan 2025’e uzanan süreçte yaşanan gelişmelerin kooperatiflerin geldiği noktayı ortaya koyduğunu belirterek, “Bütün bunları alt alta koyduğumuzda, 2019’dan 2020’li yıllara, 2025’lere gelince gördük ki yanlış yönetimlerin sonuçları fabrikayı kapanma noktasına getirmiştir” dedi.
“FABRİKA BATMAK ÜZERE”
Bugün fabrikanın idare memuru tarafından yönetildiğini ve hissedarlara yeterince bilgi verilmediğini dile getiren Temel, hissedarların da fabrikaya yeterince sahip çıkmadığını söyledi.
Temel, “Hissedarlar da sahip çıkmıyor görüntüsü veriyor. Baskı unsuru oluşturmaları, hükümeti ikna etmeleri lazım. Artık kavga değil ikna dönemi. Fabrika batmak üzere” dedi.
Temel, Koop-Süt’ün günlük yaklaşık 30 ton süt işlediğini, buna karşılık yaklaşık 120 kişinin istihdam edildiğini belirtti.
Temel, “Günde 30 ton süt işliyor, 120 kişi çalıştırıyor. Uluslararası normlara göre 30 ton için en fazla 45 kişi çalıştırabilirsiniz. 13. maaşları, bayram ikramiyeleri var” dedi.
Temel, Kooperatif Merkez Bankası’nın mali yapısına ilişkin değerlendirmesinde, sermaye artışına gidilmesinin tek başına kalıcı bir çözüm oluşturmayacağını ifade etti.
Mali gücün yetersiz olması halinde farklı yöntemlere başvurulmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Temel, Kooperatif Merkez Bankası’nın KKTC Merkez Bankası’ndan aldığı izinle sermaye artırımına gittiğini söyledi. Ancak bunun geçici ve palyatif bir önlem olduğunu ifade eden Temel, bu yöntemin sürdürülebilirliği tek başına sağlayamayacağını kaydetti.
“KOOPERATİF ŞİRKETLER MUKAYYİTLİĞİ HİSSEDARLARI TOPLANTIYA ÇAĞIRMALI”
Kalıcı çözüm için hissedarların sürece dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Temel, Kooperatif Şirketler Mukayyitliği’nin mevcut hissedarları toplantıya çağırması gerektiğini belirtti.
Temel, gerektiği takdirde hissedar sayısının artırılması yoluyla yeni kaynak yaratılabileceğini ifade ederek, “Yapılması gerekeni açık açık, altını çizerek söylüyorum. Kooperatif Şirketler Mukayyitliği mevcut hissedarları toplantıya çağırmalı. Gerekirse hissedar sayısını artırarak kaynak yaratmalı” dedi.
Geçmişte fabrikanın günlük 55-60 ton UHT süt satışının bulunduğunu belirten Temel, bugün UHT için yaklaşık 25 ton, diğer ürünlerle birlikte toplamda yaklaşık 30 ton süt işlendiğini söyledi.
Temel, Koop-Süt’ün üreticiden aldığı sütü 15 gün içerisinde ödemek zorunda olduğunu belirterek, ödemelerin aksamasının fabrikanın piyasadaki süt alım tonajını doğrudan etkilediğini ifade etti.
Temel, 1 Nisan 2023 tarihindeki genel kurulun ardından seçilen yönetim kurulunun tam olarak göreve başlamadığını da anlattı.
Genel kurulda altı kişinin seçildiğini, yedinci kişinin ise Kooperatif Merkez Bankası Yönetim Kurulu tarafından atandığını belirten Temel, seçilen iki kişinin çeşitli gerekçelerle göreve getirilmediğini ve yönetimin eksik bırakıldığını ifade etti.
Temel, “2023 Nisan’ındaki genel kurulda altı kişi seçilmiş, yedinci kişi Kooperatif Merkez Bankası tarafından atanmıştı. Mukayit iki kişiyi çeşitli sebeplerle göreve gelemeyecek durumda atladı, yönetim kurulunu eksik bıraktı” dedi.
Temel, seçimden önce söz konusu kişilerin göreve uygun olmadığı yönünde herhangi bir bildirim yapılmadığını dile getirdi.
Temel, “Karakter belgesi alıp başvurduğunuzda müfettişler tarafından değerlendirilirsiniz. Seçimden önce ‘uygun değilsiniz’ denmedi. Böyle abukluk olur mu?” ifadelerini kullandı.
Temel, sonuçta dört kişiyle ya da bankadan gelenlerle yönetilmeye devam edildiğini ancak sorunların çözülmediğini belirtti.
Geçmişte kooperatiflerin belirli miktarlarda katkı sağlayarak fabrikanın ayağa kaldırılmasına destek olduğunu hatırlatan Temel, bugün de benzer bir kaynak yaratılabileceğini ifade etti.
Ancak yalnızca sermaye artışının yeterli olmayacağını belirten Temel, esas çözümün fabrikanın süt işleme kapasitesinin artırılması, satışların yükseltilmesi ve kaliteli ürünlerin zamanında piyasaya sunulması olduğunu kaydetti.
“KOOP-SÜT SİYASETTEN UZAKLAŞTIRILMALI”
Temel ayrıca Koop-Süt’ün siyasetten uzaklaştırılması gerektiğini ifade ederek, Kooperatif Şirketler Mukayyitliği makamının siyasi atama kapsamından çıkarılması çağrısında bulundu.
Temel, Kooperatif Merkez Bankası’nın fabrikanın yönetimindeki etkisinin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Kooperatif Merkez Bankası’nın etkisinden uzaklaştırılmalı. Altı yıllık görev süremde bankanın bir tane katkısı olmadı. Borcu aldık, ödedik. Başka da hiç bir katkısı olmadı. Demek ki Kooperatif Merkez Bankası’nın etkisinden uzaklaştırdığımız zaman siyasetin etkisinden de uzaklaştırırız” dedi.
Temel, yönetimin seçimle belirlenmesi ve seçilen yönetimin her yıl denetlenmesi gerektiğini kaydetti.
“KOOP-SÜT HER ZAMAN PİYASADA DENGE UNSURU OLMAYA ÇALIŞTI”
Koop-Süt’ün özel üreticilerle doğrudan rekabet etmekten ziyade piyasada denge unsuru olmaya çalıştığını belirten Temel, fabrikanın özellikle süt ve süt ürünlerinde fiyat dengesi açısından önemli bir rol üstlendiğini söyledi.
Köy kooperatifleri ve köy bakkaliyelerinin geçmişte halka daha uygun fiyatlarla ürün sunduğunu hatırlatan Temel, bu yapıların büyük bölümünün ortadan kalkmasının piyasadaki rekabeti de azalttığını söyledi.
Temel, Koop-Süt’ün geleceği açısından gıda güvenliğinin de kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Gıda Denetim Yasası’nın daha etkin uygulanması ve buna bağlı gıda koruma tüzüklerinin hazırlanması gerektiğini söyleyen Temel, altı ilçede yerinde denetim yapabilecek gıda tahlil laboratuvarlarının kurulmasını önerdi.
Temel, “Gıda denetim yasası işlevsel hale getirilmeli, gıda koruma tüzükleri hemen çıkarılmalı, altı ilçede yerinde denetim için bağımsız gıda tahlil laboratuvarları kurulmalı” dedi.
Temel, özellikle üreticilerin ürünlerini denetletmek için uzun mesafeler kat etmek zorunda bırakılmaması gerektiğini belirtti.
Temel, “Omorfo’daki bir üretici ürününü arabasına koyup Lefkoşa’ya devlet laboratuvarına gelsin diye beklenmemeli. Yerinde denetim şart” şeklinde konuştu.
Denetim mekanizmasının siyasi etkiden uzak ve bağımsız olması gerektiğini ifade eden Temel, üniversiteler ve ilgili meslek örgütlerinden bilimsel destek alınabileceğini söyledi.
Temel, “Denetim siyasetten uzak, gıda mühendisleri odası, mimar-mühendis odaları ve üniversiteler ile yürütülmeli” dedi.
“İKİ AYRI GIDA KORUMA TÜZÜĞÜ ÇALIŞMASI HAZIRLAYARAK TARIM BAKANLIĞI’NA SUNDUM”
Temel, geçmişte iki ayrı gıda koruma tüzüğü çalışması hazırlayarak Tarım Bakanlığı’na sunduğunu belirtti.
Gıda güvenliği konusunda kamuoyunun daha fazla bilgilendirilmesi gerektiğini belirten Temel, özellikle süt ve süt ürünlerinin üretim süreçlerinin ve denetim sonuçlarının kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.
Temel, Rekabet Kurulu’nun da daha etkin hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Temel, üretim sektöründeki firmaları denetleyecek ve gerektiğinde yaptırım uygulayabilecek bağımsız bir yapıya ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Gıda güvenliği konusunda siyasi etkiden uzak bir sistem oluşturulması gerektiğini vurgulayan Temel, ülkede gıda güvenliği konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu söyledi.
Koop-Sen Başkanı Mehmet Ali Güröz tarafından gündeme getirilen bozuk ürün ve teminatsız ileri tarihli çek iddialarına da değinen Temel, söz konusu iddiaların ciddi olduğunu söyledi.
Koop-Sen Başkanı’nın 75 milyon TL’lik bozuk ürün ve teminatsız ileri tarihli çekle ürün verildiği yönündeki iddialarına değinen Temel, söz konusu iddiaların Kooperatif Şirketler Mukayyitliği tarafından araştırılması gerektiğini ifade etti.
Temel, “Denetim kooperatif şirketler mukayidine aittir. Gidecek, kontrolünü yapacak, suçlu varsa hesaba çekecek, gerekli mercilere şikâyetini yapacak” dedi.
Teminatsız şekilde ileri tarihli çek karşılığında ürün verilmesinin ciddi bir risk oluşturacağını ifade eden Temel, çekin karşılıksız çıkması halinde oluşacak zararın kim tarafından karşılanacağının sorgulanması gerektiğini söyledi.
Temel, bozuk ürün iddialarının doğru olması halinde bunun yalnızca fabrikanın mali yapısıyla değil, halk sağlığıyla da ilgili ciddi bir sorun olduğunu belirtti.
Temel, “Yetmiş beş milyonluk bozuk ürün varsa vatandaş ‘acaba bana da marketlere gönderip satış yaptı mı’ diye endişe duyar. Çocuğunuz varsa bir o kadar daha endişelenirsiniz. Gıda güvenliği öncelik olmalı” dedi.
“GIDA DENETİMİ YALNIZCA KAĞIT ÜZERİNDE OLMAMALI”
Temel, süt sektöründe dünyadaki uygulamaların da takip edilmesi gerektiğini belirtti.
“UHT süt dünyada yavaş yavaş terk ediliyor, pastörizasyona geçiliyor. Bizde henüz günlük süt sistemi ve denetimi yok. Aflatoksin gibi kanserojen riskler için tedbir alınmıyor.”
Temel, bu nedenle gıda denetiminin yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir uygulama olmaktan çıkarılması ve üretimin yapıldığı yerde etkin biçimde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
“HER YIL DENETLENMELİ”
Kooperatif Merkez Bankası’nın da fabrikanın yönetimindeki etkisinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Temel, yönetimin seçimle oluşturulmasını ve her yıl denetlenmesini önerdi.
Temel, sendikanın da süreç dışında bırakılmaması gerektiğini ifade etti.
“SENDİKA DIŞLANMAMALI”
Temel, sendikaların işletmeler açısından yalnızca bir çatışma unsuru olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, çalışanların 2013 yılında yaptığı yüzde 40’lık fedakârlığın fabrikanın yeniden ayağa kaldırılmasındaki rolüne dikkat çekti.
Temel, “İnşallah yeni hükümet bu konuya daha hassas yaklaşır, kooperatifleşmeyi yasal güvenceye alır ve bu değerleri kurtarır. Binboğa, Levazım gibi diğer değerler de her geçen gün kapısını dünyaya kapatıyor. Üzücü bir şey” dedi.
Temel, “Bugün Koop-Süt’te çalışan insanlara ‘Fabrikayı kapatacağız, kapının önünde kalmayı mı tercih edersiniz, yoksa maaşlarınızın bir kısmından feragat ederek kısa sürede bu işin düzelmesine vesile olmak mı istersiniz?’ denilse, emin olun bu insanlar o özveriyi tekrar gösterirler ve gösterecekler” dedi.
Çalışanların ve sendikanın sürece yönelik katkısının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Temel, “O nedenle sendikacılığa çok fazla soğuk bakılmasın. Olay bu” ifadelerini kullandı.

