Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu’nda Kıbrıs’a ilişkin değerlendirmeleri “taraflı ve gerçeklerden kopuk” olarak nitelendirerek, raporda yer alan iddiaları reddetti. Bakanlık, Kıbrıs Türk halkının egemen iradesinin göz ardı edildiğini savundu.
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu’nda Kıbrıs konusuna ilişkin yer alan değerlendirmelere tepki gösterdi.
Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, raporun Kıbrıs meselesine yönelik bölümlerinin Avrupa Birliği’nin konuya ilişkin “taraflı ve gerçeklerden kopuk yaklaşımını” ortaya koyduğu ifade edildi.
Açıklamada, Türkiye’ye yönelik suçlamaların mesnetsiz olduğu savunularak, Kıbrıs Türk halkının haklarını, egemen iradesini ve adadaki mevcut gerçekleri göz ardı eden değerlendirmelerin kabul edilmediği belirtildi.
Raporda Kıbrıs Türk halkının yalnızca “adanın meşru bir topluluğu” olarak tanımlanmasının ve Türkiye’ye Kıbrıslı Türklere siyasi alan açması yönünde çağrı yapılmasının eleştirildiği açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demokratik kurumları ve halkın özgür iradesiyle varlığını sürdüren bağımsız bir devlet olduğu vurgulandı.
“FEDERASYON MODELİNİN DAYATILMASI GERÇEKLERLE BAĞDAŞMIYOR”
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu’nun federasyon temelindeki çözüm modelini tek seçenek olarak sunmasının adadaki mevcut siyasi ve fiili gerçeklerle bağdaşmadığını savundu.
Açıklamada, Rum tarafının tutumu nedeniyle sonuçsuz kaldığı belirtilen federasyon modelinin yeniden gündeme getirilmesinin çözüm arayışlarına katkı sağlamayacağı ifade edilirken, kalıcı ve adil bir anlaşmanın ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olacağı görüşü dile getirildi.
AKYAR, PİLE VE MARAŞ VURGUSU
Raporda Akyar, Pile ve Maraş ile mülkiyet, kayıp şahıslar, kültürel miras ve ara bölge ihlallerine ilişkin değerlendirmelerin de “yanlı ve gerçek dışı” olduğu belirtilen açıklamada, bu görüşlerin KKTC açısından yok hükmünde olduğu kaydedildi.
Bakanlık ayrıca, Avrupa Komisyonu’na yeni bir Kıbrıs Özel Temsilcisi atanması yönündeki çağrının da yersiz olduğunu savunarak, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Türk halkının haklarını uzun yıllardır göz ardı ettiğini ve tarafsız bir aktör olarak çözüm sürecine katkı sağlayamayacağını öne sürdü.
AB’YE ÇAĞRI
Açıklamada, Avrupa Birliği’nin 2004 yılında Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılması yönündeki taahhütlerini yerine getirmediği, buna karşılık Rum tarafının tutumunu ödüllendirdiği iddia edildi.
Dışişleri Bakanlığı, AB kurumlarını Kıbrıs Türk halkının haklarına, egemen eşitliğine ve eşit uluslararası statüsüne saygı gösteren daha dengeli ve yapıcı bir yaklaşım benimsemeye davet etti.
Açıklamanın sonunda, KKTC’nin Türkiye ile uyum ve dayanışma içinde halkının egemenliğini, güvenliğini ve refahını korumaya devam edeceği ve egemen eşitlik ile eşit uluslararası statünün uluslararası toplum tarafından tanınması yönündeki çalışmalarını sürdüreceği belirtildi.

