11.8 C
Kyrenia
Monday, February 2, 2026

Erhürman: Ceza Yasası’ndaki düzenlemeler dikkatle izleniyor; yasayı Meclis’i iade etme yetkim saklıdır

spot_img

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Ceza Yasası’nda yapılan değişikliklerin ifade özgürlüğünü kısıtladığı yönündeki eleştirilerle ilgili olarak sürecin henüz tamamlanmadığını belirterek, Meclis komite aşamasının önemine dikkat çekti; gerekirse yasayı Meclis’e iade etme veya Anayasa Mahkemesi’ne taşıma yetkisinin saklı olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, siyasi eşitliğin pazarlık konusu yapılamayacağını vurgulayarak, Lefkoşa’da somut ilerleme sağlanmadan uluslararası müzakere formatlarına geçilmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

Çözüm sürecinde suçlayıcı değil, yapıcı ve temkinli bir dil benimsediklerini belirten Erhürman, kalıcı barışın yalnızca Kıbrıs için değil, bölgesel istikrar açısından da kritik öneme sahip olduğunu söyledi.

“Cumhurbaşkanlığı’nda 100 Gün” başlıklı basın toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erhürman, Kıbrıs müzakereleri, güven yaratıcı önlemler ile Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’le ilişkiler başta olmak üzere birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

TÜRKİYE’YE GİRİŞ YASAĞI KONUSU

Seçim öncesinde Türkiye’ye giriş yasağı bulunan Kıbrıslı Türkler konusunu “ilk 10 günün meselesi” olarak nitelendirdiğinin hatırlatılması ve bu kapsamda son 100 günde hangi temasların yapıldığının sorulması üzerine Erhürman, söz konusu ifadeyi meselenin önemine dikkat çekmek amacıyla kullandığını söyledi.

Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti’ne gerçekleştirdiği ilk ziyarette konuyu gündeme getirdiğini belirterek, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yaptığı görüşmede bu meseleyi ilettiğini ve Yılmaz’ın not aldığını ifade etti. Bu konuda kendisine kısa süre içerisinde geri dönüş yapılacağının aktarıldığını kaydeden Erhürman, sürecin takipçisi olmaya devam edeceğini vurguladı.

DÖRT MADDELİK METODOLOJİ VE ULUSLARARASI TEMASLAR

Rum basınında dört maddelik metodolojiye ilişkin “anlaşma sağlanmış” izlenimi veren haberler yer aldığına dikkat çekilmesi ve resmi müzakerelerin başlamasına yönelik somut bir adım olup olmadığının sorulması üzerine Erhürman, yurt dışı temaslarına ilişkin kısa süre içerisinde bazı girişimlerin görüleceğini söyledi.

Erhürman, özellikle Avrupa Birliği’ne yönelik temasların, Birliğin dönem başkanlığı süreci ve mevcut uluslararası koşullar nedeniyle ertelendiğini belirterek, AB’nin şu anda farklı bölgelerle yoğun ve karmaşık ilişkiler yürüttüğünü, bu nedenle temasların daha uygun bir dönemde yapılmasının tercih edildiğini ifade etti.

Alt düzey temasların ise sürdüğünü kaydeden Erhürman, Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki ekiplerin New York ve Avrupa’da görüşmeler gerçekleştirdiğini ve sürecin planlı şekilde devam edeceğini belirtti.

Dördüncü maddeye henüz geçilmediğini ifade eden Erhürman, uluslararası muhataplarına, bu maddenin yükünün müzakere aşamasına gelmeden önce hafifletilmesi çağrısında bulunduğunu söyledi.

“Kıbrıs Rum liderliğinin son dakikada masadan kalkmasıyla süreç akamete uğrarsa, bugünkü statükoya dönülmemesi gerekir.” diyen Erhürman, bu yönde şimdiden adım atılmasının dördüncü maddeye ilişkin yükü de hafifleteceğini vurguladı.

Bu çerçevede doğrudan temasların kurulması ve 2004’ten bu yana bekleyen Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiren Erhürman, Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği’nin çözüm sürecine somut katkı sunmak istemesi halinde bu enstrümanları gecikmeden kullanması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erhürman, olası bir müzakere sürecinin son anda kesintiye uğraması halinde mevcut statükoya dönülmemesi gerektiğini yineleyerek, sürecin seyrinin uluslararası aktörlerin atacağı somut adımlarla netleşeceğini kaydetti.

KAPILAR KONUSU: PİŞMİŞ AŞA SU KATMAK İSTEMİYORUZ

Kapılar konusuna ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erhürman, New York sürecinden bu yana Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ve taraflara ait olmayan bir harita üzerinden ilerleme sağlanmaya çalışıldığını söyledi. Erhürman, söz konusu haritada Haspolat ile Kiracıköy–Eğlence hattının yer aldığını, Erenköy’ün ise bulunmadığını ifade etti.

Bu aşamada yeni kapı taleplerinin gündeme getirilmesinin süreci zorlaştıracağını kaydeden Erhürman, “pişmiş aşa su katmak istemiyoruz” dedi.

Müzakerelerde ortaya çıkan sorunlara çözüm üretme yaklaşımıyla hareket ettiklerini belirten Erhürman, yol güzergâhları ve mülkiyet konularında dile getirilen itirazlara karşı somut çözüm önerileri sunduklarını, buna rağmen yeni taleplerin gündeme getirildiğini söyledi. Bu nedenle mevcut aşamada Mağusa ya da Kaymaklı kapısının masaya taşınmasının süreci çıkmaza sokabileceğini ifade etti.

“YAPICI VE TEMKİNLİ BİR DİL TERCİH EDİYORUM

Rum lider Nikos Hristodoulidis’in samimiyeti ve paylaşımcılığına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, görüşme süreci devam ederken karşı tarafla ilgili suçlayıcı bir dil kullanmaktan özellikle kaçındığını söyledi.

Diyalog ve diplomasiye inandığını vurgulayan Erhürman, müzakere masasında bulunulurken kamuoyu önünde olumsuz değerlendirmeler yapmanın iki halk açısından da fayda sağlamayacağını ifade etti.

Çözümsüzlüğün yalnızca Kıbrıs Türk halkına değil, Kıbrıs Rum halkına da kaybettirdiğini düşündüğünü dile getiren Erhürman, mevcut statükonun bölgedeki askeri ve enerji dengeleri bakımından her iki toplumda da endişe yarattığını belirtti.

Erhürman, çözümün her iki halkın da kazanacağı bir süreç olabileceğini kaydederek, bu nedenle müzakere sürecinde yapıcı ve temkinli bir dil kullanmayı tercih ettiğini söyledi.

“KIBRIS’TA KALICI BARIŞ VE İSTİKRAR OLMADAN BÖLGEDE GERÇEK ANLAMDA BİR BARIŞ ORTAMI KURMAK MÜMKÜN DEĞİL”

Basına yansıyan Kosova’nın Gazze Barış Konseyi’ne davet edilmesi ve bunun Rum tarafı açısından bir endişe kaynağı olup olmayacağı yönündeki soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, dünyanın ve bölgenin son derece dinamik bir dönemden geçtiğini söyledi.

“Her şeyin aynı anda değiştiği, bütün taşların yerinden oynadığı bir dönemdeyiz.” diyen Erhürman, bu süreçte Kıbrıs sorununun çözümünün sanılanın aksine daha da önemli hâle geldiğini ifade etti.

Bölgesel istikrar ve kalıcı barışın, Kıbrıs’ta çözümsüzlük sürdüğü sürece sağlanmasının kolay olmadığını vurgulayan Erhürman, “Kıbrıs’ta kalıcı barış ve istikrar olmadan bölgede gerçek anlamda bir barış ortamı kurmak mümkün değil.” dedi.

Kosova örneğinin, uluslararası ilişkilerde dengelerin hızla değiştiğini gösterdiğini kaydeden Erhürman, Güney Kıbrıs’ın bazı konularda tereddütlü tutum sergilemesinin de bu tabloyu yansıttığını söyledi. Erhürman, Kıbrıs’ta çözüm sağlanmadan kalıcı istikrarın zor olduğunu belirterek, bu gerçekliğin Rum liderliği tarafından da görülmesini umut ettiğini dile getirdi.

KARPAZ VE LİMASOL’DAKİ ÇOCUKLARININ EĞİTİM HAKKI

Avrupa Parlamentosu’nun Karpaz’da öğrenim gören öğrencilerle ilgili hak ihlallerine dair yürüttüğü araştırmaya ilişkin soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erhürman, konunun yeni olmadığını söyledi. Karpaz’daki okul meselesinin yıllardır gündemde olduğunu anımsatan Erhürman, buna karşılık Limasol’daki Türk okulu konusunun zaman içinde ortadan kalktığını ifade etti.

“Karpaz’daki çocuklarımızın eğitim hakkı benim için son derece kıymetlidir. Ne yapılması gerekiyorsa yapılacaktır.” diyen Erhürman, insan hakları konusunda mütekabiliyet anlayışına inanmadığını vurguladı.

Limasol’da yaşayan Kıbrıslı Türk çocukların eğitim hakkının da en az Karpaz’daki çocuklar kadar önemli olduğunun altını çizen Erhürman, “Onlar da bizim çocuklarımızdır ve bu konuda talepkâr olmaya devam edeceğim.” ifadelerini kullandı.

Erhürman, hem Karpaz hem de Limasol’daki Kıbrıslı Türk çocukların eğitim haklarının korunmasının, çözüm sürecinin önemli insani boyutlarından biri olduğunu kaydetti.

CEZA YASASI KONUSU

Ceza Yasası’nda yapılan değişikliklerin ifade özgürlüğünü kısıtladığı yönündeki eleştirilerin hatırlatıldığı soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, konuyu yakından takip ettiğini söyledi.

Sürecin henüz tamamlanmadığını belirten Erhürman, düzenlemelerin Meclis komitesinden geçmesi gerektiğini, bu aşamada medya temsilcilerinin de komiteye çağrılmasının mümkün olduğunu ifade etti.

Komite sürecinde yapılacak olası değişikliklerin ve düzenlemenin Genel Kurul gündemine gelip gelmeyeceğinin görülmesi gerektiğini kaydeden Erhürman, sürecin tüm aşamalarının dikkatle izleneceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı olarak yasalar konusunda iki temel yetkisi bulunduğunu hatırlatan Erhürman, bunların yasayı Anayasa Mahkemesi’ne görüş almak üzere göndermek ya da Meclis’e iade etmek olduğunu belirterek, “Bu iki temel yetkim saklıdır.” dedi. Erhürman, toplumun tamamını ilgilendiren konularda sorumlulukla hareket edeceğini vurguladı.

“GÖRÜŞ AYRILIKLARI SORUN TEŞKİL ETMİYOR”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’na ilişkin bir soruyu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Ertuğruloğlu’nun istikrarlı ve tutarlı bir çizgiye sahip olduğunu söyledi. Görüşlerinin hiçbir zaman örtüşmediğini ve bunu Meclis kürsüsünden de defalarca dile getirdiğini belirten Erhürman, “Ertuğruloğlu’nda sürpriz yoktur; kendi görüşünü açıkça ifade eder.” dedi.

Bu görüş ayrılıklarının kamuoyu tarafından da bilindiğini ve herhangi bir sorun yaratmadığını ifade eden Erhürman, Cumhuriyet Güvenlik Kurulu toplantısının ardından Ertuğruloğlu ile bir araya geldiklerini kaydederek, “Karşılıklı saygı çerçevesinde farklı görüşlerimizi dile getirmeye devam edeceğimizi konuştuk.” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı bürokrasisiyle bugüne kadar herhangi bir sorun yaşanmadığını da vurgulayan Erhürman, ihtiyaç duyduğu her konuda Bakanlıktan gerekli desteği aldığını söyledi. Erhürman, Ertuğruloğlu’nun görüşlerini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

“MUHTATTAP KIBRIS TÜRK LİDERLİĞİDİR”

Tufan Erhürman, Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’taki varlığı, olası rol değişiklikleri ve Ankara ile ilişkilerde “nüans” bulunduğu yönündeki değerlendirmelere ilişkin soruya da yanıt vererek, kendisi için esas olanın Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle doğrudan yaptığı görüşmeler olduğunu söyledi.

Tahsin Ertuğruloğlu’nun açıklamalarını Türkiye’nin resmi görüşü olarak okumadığını belirten Erhürman, Ankara ile temasların sürdüğünü vurguladı. Rum lider Nikos Hristodoulidis’in bu başlıkları öne çıkarmasını kamuoyuna yönelik bir hamle olarak değerlendiren Erhürman, müzakere masasındaki muhatabın Kıbrıs Türk liderliği olduğunu ve bu rolün devre dışı bırakılmasına izin vermeyeceğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler’in kolaylıkla devre dışı kalabilecek bir yapı olmadığını belirten Erhürman, bu yöndeki senaryoları spekülatif bulduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler’e alternatif bir yapı oluşturulacağı iddialarına da değinen Erhürman, Amerika Birleşik Devletleri yetkilileriyle yaptığı temaslarda BM çizgisinden farklı bir yaklaşım görmediğini kaydetti.

Erhürman, mevcut uluslararası çerçevenin geçerliliğini koruduğunu ve değerlendirmelerini bu gerçeklik üzerinden yaptıklarını söyledi.

“GÜVEN YARATICI ÖNLEMLER OLMADAN SÜREÇ İLERLEMEZ

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin görev süresi ve sürecin bilinçli biçimde ağırdan alındığı yönündeki değerlendirmelere ilişkin bir soruyu yanıtlayan Tufan Erhürman, güven yaratıcı önlemler konusunda ilerleme sağlanması halinde sürecin hızla ileri taşınabileceğini söyledi.

Bu başlıklara ilişkin önerilerini uzun süre önce sunduklarını anımsatan Erhürman, somut ilerleme olmadan “5+1” formatına geçmenin doğru olmayacağını ifade etti. Bu yaklaşımın yalnızca kendilerine ait olmadığını belirten Erhürman, aynı görüşün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar tarafından da dile getirildiğini kaydetti.

Genel Sekreter’in görev süresinin 2026 sonunda tamamlanacağını hatırlatan Erhürman, ucu açık bir müzakere sürecinin bu takvime yetişeceğine dair herhangi bir garanti bulunmadığını vurguladı. Bu nedenle sürecin başında zaman sınırlaması ve kuralların net biçimde belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Güven yaratıcı önlemler kapsamında New York sürecinden bu yana gündemde olan harita, geçiş noktaları, spor ve eğitim gibi başlıklarda neden ilerleme sağlanamadığının da açıklanması gerektiğini ifade eden Erhürman, sundukları somut önerilerin karşılık bulmadığını kaydetti.

Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerde “nüans” bulunduğu yönündeki yorumlara da değinen Erhürman, terminolojide farklılıklar olabileceğini ancak temel yaklaşımda örtüşme bulunduğunu söyledi.

Dört maddelik metodolojinin ilk maddesinin, Kıbrıs Rum tarafının siyasi eşitlik ve paylaşım konusundaki isteksizliğine odaklandığını belirten Erhürman, siyasi eşitliğin kabul edilmediği bir zeminde sürece girmenin geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarını tekrar ettireceğini ifade etti.

Erhürman, amaçlarının müzakere edilecek oranları değil, “kategorik ret” ihtimalini baştan ortadan kaldırmak olduğunu vurgulayarak, paylaşım iradesi ortaya konulmadığı sürece çözüm sürecinin ilerlemesinin mümkün olmayacağını kaydetti.

“SUÇLAYICI DEĞİL, ÇÖZÜM ODAKLIYIZ”

“Öneriler karşılık bulmazsa Cumhurbaşkanlığı nasıl bir tutum alacak?” sorusuna ise Erhürman, sürecin henüz başında olunduğunu ve karşılıklı suçlayıcı bir dil kullanmadıklarını vurguladı. “Biz öneriyoruz, reddediyorlar” şeklinde bir anlatı kurmadıklarını belirten Erhürman, Lefkoşa’da somut ilerleme sağlanmadan uluslararası bir toplantı formatına geçilemeyeceğinin netleştiğini söyledi.

Bu yaklaşımın yalnızca kendilerine ait olmadığını kaydeden Erhürman, Birleşmiş Milletler’in de Lefkoşa’da güven yaratıcı önlemler konusunda ilerleme olmadan “5+1” formatının anlamlı olmayacağını açıkça ifade ettiğini belirtti. Amaçlarının, güveni zedeleyen başlıklarda somut ve uygulanabilir adımlar atmak olduğunu vurguladı.

Geçiş noktaları, mülkiyet, spor ve eğitim gibi alanlarda farklı ve esnek öneriler sunduklarını ifade eden Erhürman, ara bölgeden geçecek uzun transit yollar gibi bazı önerilerin ise BM tarafından da uygun bulunmadığını kaydetti.

Sürecin sabır, soğukkanlılık ve kararlılık gerektirdiğini dile getiren Erhürman, Cumhurbaşkanlığı olarak şikâyet eden değil, çözüm üreten bir tutum benimsediklerini söyledi.

Dışarıdan bir çözüm dayatması olup olmayacağı yönündeki soruya da değinen Erhürman, Amerika Birleşik Devletleri dâhil hiçbir aktörün kendisini siyasi eşitlik ilkesinden vazgeçiremeyeceğini vurguladı. Siyasi eşitliğin Kıbrıs Türk halkının varoluşunu geleceğe taşıyan temel ilke olduğunu belirten Erhürman, bu ilkenin pazarlık konusu olmayacağını ifade etti.

Erhürman, sürecin “bittiği” ya da “tıkanmış” olduğu yönündeki değerlendirmelere katılmadığını belirterek, Lefkoşa’da ilerleme sağlandığı ölçüde uluslararası sürecin de önünün açılacağını kaydetti.

BM BARIŞ GÜCÜ VE SİYASİ DEĞERLENDİRMELER

BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasına ilişkin soruya ise Tufan Erhürman, bu konuların bugüne kadar olduğu gibi Dışişleri Bakanlığı üzerinden yürütüldüğünü söyledi.

Cumhurbaşkanlığı olarak ayrıca açıklama yapma gereği duymadıklarını belirten Erhürman, aynı konuda farklı kurumların eş zamanlı açıklamalar yapmasının devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını ifade etti. Bu sürecin Birleşmiş Milletler ve ara bölgeyle ilgili tüm başlıklarda Dışişleri Bakanlığı tarafından ele alındığını kaydetti.

Eşit egemenlik konusundaki görüşlerinin BM’ye resmen iletildiğini ve BM raporunun ekinde yayımlandığını anımsatan Erhürman, terminolojiye ilişkin tartışmaların farkında olduklarını ancak masadaki statünün net olduğunu vurguladı.

Rum lider Nikos Hristodoulidis’in olası tutumlarına ilişkin değerlendirmesinde ise, BM şemsiyesi altında masada dört devlet değil, iki liderlik ve üç garantör devlet bulunduğunu belirterek, “Masada iki lider oturur; çözümü konuşacaksak muhataplarımız birbirimiziz.” dedi.

Kıbrıs sorununun çözümünün yalnızca Kıbrıslı Türklere değil, Kıbrıslı Rumlara ve bölgeye de kazanç sağlayacağını ifade eden Erhürman, Güney Kıbrıs’ın son yıllarda izlediği askeri ve güvenlik politikalarının Rum toplumunda da endişe yarattığını söyledi. Kalıcı barışın ancak Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözümle mümkün olabileceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığına vekâlet ve iç siyasete ilişkin soruya yanıtında ise Erhürman, bu konuları doğrudan Başbakan Ünal Üstel ile yapacağı görüşmede ele almayı tercih ettiğini belirtti.

Erken seçim tartışmalarına ilişkin olarak ise seçim tarihini belirleme yetkisinin Cumhurbaşkanlığı’na ait olmadığını ifade eden Erhürman, aralık ayında yerel yönetim, ocak ayında ise genel seçim öngören mevcut takvimin teknik ve mali açıdan rasyonel olmadığını söyledi. Bütçe süreci ve Türkiye ile imzalanacak ekonomik protokollerin de bu değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

AB’NİN TUTUMU

Erhürman, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in adaya yaptığı ziyaretler ve Kuzey Kıbrıs’a geçmemesini ise, Avrupa Birliği’nin bu yaklaşımını “taraflı olmanın ötesinde tuhaf” olarak nitelendirdi.

Yaklaşık dört hafta önce Cumhurbaşkanlığı’nda AB Kıbrıs Özel Temsilcisi Johannes Hahn ile yemekli bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve bunun gizli olmadığını, fotoğraflarla da kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Erhürman, “Dört hafta önce bu binada yemekli toplantı yapılırken, dört hafta sonra von der Leyen’in ‘delikten bu tarafa bakması’ tuhaftır.” dedi. Bu durumu “delikten baktırma ritüeli” olarak tanımlayan Erhürman, bunu kabul edilebilir bulmadığını ve tepkisini gerekli kanallar aracılığıyla ilettiğini kaydetti.

LİDERLER 24 ŞUBAT’TA GÖRÜŞECEK

Liderlerin 24 Şubat’ta yapacağı görüşmeye ilişkin soruya yanıtında ise Erhürman, görüşmenin yapılacağı yerin henüz netleşmediğini, tarafların temsilcileri aracılığıyla yalnızca tarih konusunda mutabık kalındığını söyledi.

Bu görüşmenin, Birleşmiş Milletler temsilcisinin gelişine endeksli bir takvim anlayışının doğru olmadığını düşündükleri için önerildiğini belirten Erhürman, “O burada yokken de görüşebilmeliyiz.” dedi. Görüşmede özel bir gündem bulunmadığını kaydeden Erhürman, esas amacın Lefkoşa’da güven yaratıcı önlemler başlığında ilerleme sağlamak olduğunu ifade etti.

Güney Kıbrıs’ta artan güvenlik alarmı iddiaları ve kayıp patlayıcı haberlerine ilişkin soruya da yanıt veren Erhürman, konuların yakından takip edildiğini söyledi.

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün, Güney Kıbrıs’ı Türkiye’ye karşı güvenlik dengesi kurmak amacıyla farklı uluslararası ittifaklara yönelttiğini belirten Erhürman, bunun bölgedeki gerginlik ortamında yeni riskler yarattığını ifade etti. İsrail, ABD, Fransa ve Hindistan gibi aktörlerle kurulan ilişkilerin, Güney açısından bir “alarm ve risk” algısına dönüştüğünü kaydeden Erhürman, bu tür tercihlerle halkın riskli bir zemine sürüklenmemesi gerektiğini söyledi.

Erhürman, güvenliğe ilişkin egemenlik haklarının siyasi eşitlik temelinde ortak kullanılmasının önemine işaret ederek, Kıbrıs Türk tarafının iradesi devre dışı bırakılarak alınan güvenlik kararlarının Kuzey’i de risk altına sokabileceğini vurguladı.

“GÜVEN MASADA VE MASANIN DIŞINDA TEST EDİLİR”

Rum liderin kullandığı dile ilişkin bir soru üzerine Erhürman, bu konuyu son liderler görüşmesinde doğrudan muhatabına ilettiğini söyledi.

Tarih okumalarının toplumlara göre farklılık gösterebileceğini ancak insanların ve çocukların hayatını kaybettiği olaylar söz konusu olduğunda kullanılan dilin özel bir hassasiyet gerektirdiğini vurgulayan Erhürman, bu konularda aşılmaması gereken bir çizgi bulunduğunu ifade etti.

Yalnızca müzakere masasındaki söylemlerin değil, masanın dışında kullanılan dil ve sergilenen tutumların da güveni doğrudan etkilediğini belirten Erhürman, “Sadece masada değil, masanın dışında söylediklerimiz ve yaptıklarımızla da test edilmemiz gerekir.” dedi. Güven yaratıcı önlemlerin özünün güven olduğunu kaydeden Erhürman, güveni zedeleyen tutumların süreci olumsuz etkilediğini söyledi.

spot_img
Son dakika
spot_img
Benzer Haberleri
spot_img

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz